Rene Descartes’ın hayatı

Günümüz felsefesinde önemli bir mihenk taşı olan Rene Descartes, aslında felsefeye olan merakı kadar matematik bilimine yaptığı katkılarla da tanınmaktadır. Döneminin ilerisinde bir bilim adamı olan Descartes, 17. yüzyılın başından itibaren ortaya attığı bilimsel ve felsefi düşünceleri ile Batı bilim dünyasının şekillenmesine büyük katkı sağlamıştır. 15 yıl boyunca Avrupa’nın çeşitli yerlerini gerek gezmek gerekse de savaşlar nedeniyle dolaşan Descartes, 1628 yılından itibaren Hollanda’ya yerleşmiş ve günümüze dek ulaşan birçok fikrini de burada geliştirmiştir.

Descartes’in bilim felsefesi açısından önemi, dünya tarihinde o güne kadar gelişmiş olan Batı düşünce sistemini tamamen değiştirmiş olmasıdır. Descartes’in düşünce yapısı; insanın bildiği, gördüğü ve öğrendiği her şeyin gerçeklik sırının dışında olduğunu ve asıl gerçekliğin “insanın kendi düşüncesi” olduğu üzerine kurulmuştur. Felsefenin temeli olan kuşku, Descartes’ın düşünce yapısının da temeli olarak birçok sorunun sorulmasına neden oldu.

Descartes çevresindeki dünyanın ve içinde bulunduğu evrenin bilinmeyenlerine karşı derin bir kuşku duyarak, tüm bu bilinmeyenlerin ancak düşünerek açıklanabileceğini söyledi. Ona göre evrendeki tek gerçeklik düşünce olduğundan, karmaşık yöntemleri tamamen bir kenara attı ve işlevsel olduğu kadar pratik de olan bir uygulama modeli geliştirdi. Tüm bunların ötesinde Descartes’i bilim tarihi açısında bu kadar ünlü yapan bir diğer hareketi de, kendi dönemine kadar bilimsel incelemelere ve felsefi yorumlara ait tüm kitaplarını Latincenin tekelinden çıkartmasıdır.

Descartes uzun süre boyunca okuduğu tüm inceleme kitaplarını Latinceden Fransızcaya çevirerek, bilimi ve felsefeyi tüm insanların anlayabileceği bir seviyeye indirmiştir. Descartes kendi yaptığı araştırmalarda da bilginin herkes tarafından anlaşılabilmesine bilhassa dikkat etmiş ve çalışmalarının pratik bir niteliğe sahip olması üzerinde durmuştur. Descartes’e göre septik ve metodik olmak üzere iki çeşit şüphe türü vardı ki bunlardan septik olan tamamen manasızdı. Bilimsel yaklaşımı destekleyerek bilim kadar felsefeye de hizmet edense metodik şüpheci yaklaşımdı.

Metodik şüphenin tanrının varlığından şüphe ederek başladığını savunan Descartes, daha sonra insanın kendi varlığından dahi şüphe ederek varılabilecek son noktaya geleceğini düşünmüştür. Kendisinin var olduğundan şüphe edemeyecek bir noktaya gelen insanın şüphenin de sınırına varacağını söyleyen Descartes, şüphe duyan insanın aslında “düşünen insan” olduğunu savunmuştur.

Rahnansaika