İnsan sesinin oluşumu

Sosyal hayatta insanların birbirleri ile iletişim kurmasını sağlayan en önemli araçlar arasında bulunan konuşma yetisi, fonasyon denen insan ses sistemi sayesinde oluşmaktadır. İnsan sesinin fizyolojik anlamda oluşum süreci incelendiğinde, aslında insan sesinin de da tıpkı enstrümanlar gibi temel üç aygıt vasıtasıyla oluştuğu görülür. İnsan ses sistemi; solunum aygıtı, titreşim aygıtı ve yankı aygıtı olarak isimlendirilen üç temel aygıttın birbiri ile uyum içinde çalışması sonucu ses üretir.

Bu bileşenlerin ilki olan solunum aygıtı; diyafram, kaburga, soluk borusu, karın kasları ve şüphesiz akciğerlerden oluşmaktadır. Larenks olarak da isimlendirilen gırtlak insan ses sisteminde titreşim aygıtı olarak kabul edilirken, yankı aygıtının yapısı ise biraz daha karmaşıktır. Solunum aygıtında da görev yapan soluk borusu haricinde göğüs, ağız, alt çene, burun ve sinüslerden oluşan yankı aygıtı, insan sesini oluşturan temel aygıtların üçüncüsüdür. İnsanın yaşamsal faaliyetlerini devam ettirebilmesi için muhtaç olduğu oksijenin dokulara taşınmasını sağlayan solunum, fonasyon yani ses üretimi için de gerekli olan enerjinin karşılanmasını sağlamaktadır.

Çoğu insan farkında olmasa da, aslında iki farklı solunum biçimi bulunmaktadır: karın solunumu(abdominal solunum) ve göğüs solunumu(hektoral solunum). İnsan sesinin oluşmasında görev yapan bu iki farklı solunum sisteminin doğru şekilde kullanılması ile sesin çok daha iyi bir şekilde yönetilebilmesi mümkün hale gelir. İnsan sesinin oluşumu için solunum yolu ile vücuda alınan havanın dışarı verilmesi gerekir. Soluk verme esnasında akciğerlerden gelen hava soluk borusundan(trakea) geçerek, ses tellerinin titreşmesini sağlar ki, insan sesi de bu şekilde oluşur.

Fonasyon olarak tabir edilen bu sistem, santral sinir sisteminin denetimi ile farklı frekansların da oluşmasını sağlar. Ses tellerinin titreşmesi esnasında santral sinir sistemi hava basıncını ayarlayarak, sesin frekans aralığını değiştirir. Ses üretimi esnasında bedenin fiziksel durumu da önemli olduğundan, gergin hallerde insan sesinin oluşumu da bu süreçten etkilenir ve ses frekansında değişim gözlemlenir. Müzikal anlamda insan sesleri de bu frekans aralığına göre sınıflandırılmıştır.

Ses sanatlarında erkek ve kadınların sesleri incelik ve kalınlık farkına göre bazı temel sınıflara ayrılmıştır. Tiz olarak bilinen en ince kadın sesi “soprano” olarak tanımlanırken, daha kalın sesler mezzosoprano ve en kalın kadın sesi alto olarak adlandırılmıştır. Erkek seslerinde ise inceden kalına göre sınıflandırma; tenor, bariton ve bas şeklinde yapılmıştır. Diyaframdan gırtlağa, karın kaslarından alt çeneğe insan ses sisteminin tüm elemanlarının doğru şekilde kullanılması ile sesin arzu edilen şekilde yönetilmesi sağlanır.

Bir Cevap Yazın