Skolastik düşünce ve felsefe

Orta Çağ’da Avrupa coğrafyasında ortaya çıkan ve felsefenin okullarda öğretilmesi gereken bir bilim olduğuna dair gelişen düşünceler, günümüzde skolastik felsefe olarak adlandırılan felsefe ekolünün de şekillenmesini sağlamıştır. Teoloji yani tanrıbilim kaynaklı bir felsefe dalı olan skolastik düşünce, kaynak olarak kendine teolojiyi esas alır ve fikirlerini bu doğrultu da geliştirir. Latince okul manasına gelen “scholasticus” kelimesinden türemiş bir tabir olan skolastik tabiri, kelimenin anlamında olduğu gibi okul kaynaklı bilginin niteliğine önem verir.

Orta Çağ yıllarında gerek Roma Engizisyonu gerekse de İspanyol Engizisyonu tarafından takınan sert tutum ve Orta Çağ Katolik Kilisesi’nin endüljans adı verilen “cennet belgelerini” satması ile Hıristiyan inancının temellerinde bir sarsılma olduğu düşüncesi, skolastik felsefenin de şekillenmesini sağlamıştır. Hıristiyanlığın belirli temellere oturtulması ve kendine ait bir sistematiği olmasını amaçlayan skolastik düşünceler, günümüzde Orta Çağ Felsefesi olarak isimlendirilen pek çok ekolün de gelişmesini sağlamıştır. Bu dönem dahilinde Avrupa merkezli gelişen neredeyse tüm felsefe akımları, skolastik düşünceden etkilenmiş ve yeni düşüncelerle ile yakından ilgilenmiştir.

Skolastik felsefe yalnızca Hıristiyan dini ile ilgili bir kavram olmamakla birlikte takip eden dönemde İslam skolastik düşünceleri de gelişmiştir. Tarihsel gelişim süreci oldukça geniş bir periyodu kapsayan skolastik felsefe, üç temel bölüme ayrılmaktadır: Erken Dönem Skolastik Felsefesi, Yükseliş Dönemi Skolastik Felsefesi ve Geç Dönem Skolastik Felsefesi. Aristotalesçi bir yaklaşım açısının benimsendiği Erken Dönem Skolastik Felsefesi birçok farklı soruya yanıt aramış ve Aristotales birçok yeni düşünceye ilham kaynağı olmuştur. İlk dönemde bir okul ekolü olarak ortaya çıkan skolastik felsefe teologlar tarafından öğretilmiştir. Antik Çağ’daki “yedi özgür sanatın da öğretildiği” bu dönemde ayrıca teolojinin sistematik bir düzene oturtulmasına yönelik çalışmalar da yapılmıştır.

Akıl ile dini buluşturmaya yönelik düşünceler ortaya atan skolastik felsefe, bu konudaki sorulara cevap bulmak için din ve inanç kavramlarına akılcı bir tutumla yaklaşmıştır. İnanç gibi bir kavrama karşı çıkan ve özellikle vahiy yolu ile iletişimi eleştiren kesimlere mantık yürüterek veya daha farklı örnekler vererek cevap vermeye çalışan skolastik felsefe, Aristotales ve Euklid mantığına başvurmuştur. Birçok insanın düşündüğünün tamamen aksine, skolastik felsefe din ve inanç ile ilgili kavramlara yeni yorumlar getirmeye çalışmaz. Yeni düşünceler üretmek yerin din ve inanç ile ilgili bazı kavramları temellendirmeye çalışan skolastik felsefe, dinin gerçek yapısına uygun olmadığı halde toplum geneli tarafından kabul görmüş bazı düşünceleri de çürütmeye çalışır.

Rahnansaika

 

Bir Cevap Yazın