Küresel ısınma

Küresel ısınma gündemimizi uzun yıllar meşgul etmeye devam edecek sıcak bir gündemdir. Bilimsel olarak kürsel ısınma; deniz, hava, karada rastlanılan geleneksel sıcaklık ortalamalarının her geçen zaman zararlı bir etkiye dönüşebilecek oranda artmasıdır. Buküresel ısınma yaşanan artışlar karada daha fazla iken, denizlerde daha azdır. Ancak ufak bir sıcaklık artışı olarak olayın görülmemesi lazımdır. Zaten bilim çevresince olayın sadece ufak rakamlara dayalı sıcaklık artışı şeklinde yorumlanmadığından buna dair çözümlerin acil masaya yatırılması istenmektedir. Küresel ısınmaya neden olan başlıca etmen sera gazlarını havaya salınmasıdır. Bunun önlenmesi için uluslar arası antlaşmalardan sonuncusu olan Kyoto Protokolü sera gazlarının azaltılmasını ön gören kararları barındırır. Ülkemizde bu anlaşmaya taraftır.

Her ne kadar sera gazlarının küresel ısınmaya neden olduğunu söylemişsek de, bunun daha farklı nedenlere dayandığı da iddia edilmiştir. Gama ışın patlamalarının küresel ısınmaya neden olduğunu söyleyen bir tez ortaya atılmıştır. Güya bu patlamalar neticesinde meydana gelen yoğun ışık ve radyasyon güneş sistemine ve yakın uzay sistemine zarar veriyormuş. Ancak daha sonraları yapılan derin araştırmalar küresel ısınmanın asıl sorumlusunun sera gazları, yani bir insanlar olduğu ortaya çıktı. Küresel ısınma sonucunda meydana gelen kutuplarda ki çözülmeler okyanusların her geçen sene biraz daha yükselmesine sebep olmaktadır. Ancak bundan daha korkunç bir mesele olarak görülen ise, artan sıcaklıkların Sibirya’nın altlarında depolanan CO2 zehirli gazını ortaya çıkartabilmesi ihtimalidir. Bir başka saklı olduğu yerden ortaya çıkabilecek olan zahirli gazlar denizlerin alt tabakalarında depolanan gazlardır. Kısacası kendimize verdiğimiz zarar giderek daha büyük bir soruna dönüşüyor.

Bugün zehirli gazların atmosfere yayılmasını önlemek için yapılan çalışmalar var. Mesela Ford firması yıllık 1.2 ton karbondioksit gazının atmosfere salınmasını önleyen elektrikli araba geliştirdi. Bunun gibi çalışmalar meydanlarda çok olsa da, bu çalışmaların hayatımıza uygulanması hız kazanmadıkça zarar gittikçe büyüyecektir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir