Limon suyunun faydaları nelerdir?

Limon gerçekten en faydalı gıdalar arasında yer alıyor. Özellikle kışı grip salgınından korunmak isteyenler için ideal bir ilaç mahiyetine sahip. İçerisindeki bol C vitamini sayesinde, kış aylarını karşıladığımız şu zamanlarda bağışıklık sisteminizin güçlenmesini taze-sikilmis-limon-suyu-bagirsaklari-temizlertakviye etmek için limon suyunu tüketebilirsiniz. Sindirim sisteminin çalışmasına yardımcı olan limon suyu, kışın hareketsizliğin vermiş olduğu hantallığı ortadan kaldıran bir nimettir.

Faydaları…

  1. Sindirim sistemini toksinlerden arındırmak suretiyle, daha sağlıklı çalışmasını sağlar. Mide gerçekleşen yanma veya şişme gibi durumları ortadan kaldırır.
  2. Limonlu suyu ılık suyla karıştırmak suretiyle içtiğini zaman, hem kilo kontrolü sağlanmış olur, hem de mide asitlik oranı dengelenir. Biliyorsunuz ki mide asidinin fazla olduğu kişiler sürekli bir şeyler yemek durumunda kalırlar. Bunu midedeki asidi bastırmak için yaparlar. Tabi çok yemek, çok kilo almayı gerektiren bir durumu ifade ediyor. Midedeki asit oranını limon suyuyla dengeleyerek, düzensiz ve aşırı beslenmenin zararlarını da bu şekilde gidermiş olursunuz.
  3. Yoğun çalışma saatlerinin sonrasında yaşana gün içerisinde ki stresin azaltılmasında limon suyunu faydası büyüktür. Bu nedenle limon suyunu kesinlikle işten eve geldiğiniz zaman tüketmenizi tavsiye ederim. Bu bağışıklık sisteminizi de strese karşı güçlendirici bir durum yaratacaktır.
  4. Nefesinin kötü koktuğunu düşünenler, diş ağrılar olanlar da limon suyunu tüketerek, Allah’ın izniyle şifa bulabilirler. Ph değeri bakımından en iyi alkali içeceklerden birisi durumunda olan limon suyunu bolca tüketmeniz demek, vücudunuzun asit oranının düşmesi anlamına geliyor. PH değeri normalin altında olan asitlik özellikte ki suların içilmiş olması, vücudu sağlıksız kılıyorken bu durumun engellenmesi için limon suyunun tüketilmesi, sağlıklı bir vücudun söz konusu olması için yeterlidir.

 

 

 

İmpostor sendromu nedir?

Genelde başarılı kişilerde görülen bu sendromun Türkçesi, sahtekarlık sendromu. Evet, belki de daha önce duymadığınız bu sendrom sizin hayatınıza da girmiş olabilir. Daha çok kadınlarda görülen sendrom erkeklerde de son zamanlarda yaygın olarak görülmeye başladı. Sendrom 1970 sensinde ortaya Amerikalı psikologlar tarafından atıldı. İmpostor sendromuna yakalanan kişi, kendi başarının bir şans eseri olduğu düşünür ve hayatında impostorbunun etkisini olumsuz bir şekilde yaşar. Çünkü kişi aklının ve zekasının yetersiz olduğunu düşünmeye başlar. Başarısının bir torpilden veya şanstan dolayı gerçekleştiğini, insanların bunu anladığından yüzüne tüküreceğini ve hayatının biteceğini düşür. Bu gibi düşünceler başarılarının ve yeteneklerinin birden körelmesine neden olur. Başarısızlıkların ve hayattan geri çekilmenin sebebi olur.

Daha öncelerde ünlüler üzerinde görülen impostor sendromu, iş adamları üzerinde de görülmüştür. Yüksek başarılı öğrencilerin de yakalandığı sendroma sizde bilmeden yakalanmış olabilirsiniz. Bu sendrom başarılarınızın çevrenizde kaynaklanan güçten dolayı teşekkül ettiğini size inandıran ve işe yaramayan bir kimse olduğunuzu düşündürür. Bunun ortaya çıkmasının sebebi aile içerisinde başarı baskısı arasında büyütülmedir. Çocukların sürekli mükemmel olduklarının ve her şeyi bildiklerinin kayıt edilmesi, kısa zaman sora kişide her şeyi bilmenin mümkün olmadığını ve kendisinin de bir şey bilmediğini anlamasına sebep olur. Bu ruhsal çöküntüye meyil ederek, impostorr sendromunun yaşanmasını kapısını aralar.

Nasıl üstesinden gelinir?

Üstesinden gelebilmek için öncelikle böyle bir sendrom içerisinde olduğunuzu bileniz lazım. bunun bildikten sonra çevrenizle konuşmanız gerekiyor. Yeteneklerinizi ve sizi nasıl gördüklerini sormanız gerekir. Birde başardığınız işleri incelemelisiniz. Sizin katkılarınızın ne kadar büyük ve çabalarınız sonucunda alınmış neticeler olduğunu anlamanız ve düşünmeniz gerekir. Bu şekilde çalışmalar yaptığınızda impostor sendromundan kurtarır.

 

Kaygı bozukluğu nedir?

Türkiye’de görülen ruhsal sorunların başında, kaygı bozuklukları geliyor. Sadece Türkiye diyerek yanlış bir sınır çizmiş oluruz. Dünya üzerinde giderek ruhsal hastalıkların arttığını ve bu hastalıklar içerisinde kaygı bozukluklarının büyük bir yer kapladığını söyleyebiliriz. sabah_bas_agrilarinin_en_buyuk_sebebi_kaygi_ve_depresyon_h16043Bunun sebebi modern dünyanın insana sunmuş olduğu doyumsuz misyonun insanın yaşam tarzına daha doğrusu fıtratına ters gelmiş olması. Kaygı bozuklukları da kişinin sürekli kendisine zarar geleceğini hissetmesi ve bu düşüncesini yönetememesi demektir. Kişi terleme, çarpıntı, kalpte sıkışma ve daha fazla sancı ve ağrı çekerek tüm bunların daha büyük sonuçlar doğuracağını düşünerek, öleceğini veya büyük bir hastalığa kapılacağını sanmasıdır. Kişi kendisini korumak için işe gitmeme, evde iş yapmama, gereğinden fazla titiz davranma gibi bazı davranış bozukluğuna da sebep olabiliyor.

Kişi panik atak halindedir ve bu hayatında yaşam standardının düşmesine sebep olur. Bu tür bir kaygı bozukluğunun yanında, sosyal kaygı bozuklukları da insanların hayat standardını düşüren bir rahatsızlıktır. Sosyal kaygısızlıkta kişi kendisini sürekli bir rezil olma hissi içerisinde hisseder, toplum içerisinde konuşmaz ve sıkıntı çeker. Topluluğun veya kalabalığın arasına karışmamak için evden çıkmaz. Kişinin sosyal hayatında başarısız olmasına sebep olan bu durum kişinin alkol ve uyuşturucu madde gibi kötü alışkanlıklara müptela olmasına neden olur.

Tedavileri var mı?

Genelde 25 – 40 yaş arasında görülen bu ruhsal hastalıkların tedavisi mümkün. Ancak bazı kişiler kendisinde bir rahatsızlık olmadığını düşünerek, tedaviyi reddeder. İlaç tedavisi uygulanarak kaygı bozukluklarının düzeltilmesi söz konusu olmaktadır. Kendinizde hissettiğiniz kaygı durumları varsa ve bunlar hayat standardınızı bozuyorsa, durumu psikologlarla görüşmekten asla geri durmayın. Başarılarınız için önünüzde sağlıklı bir ruh hali sorun yaratıyorsa, o zaman başarılı olmak için ilk olarak ruhsal problemin ortadan kalkmasını sağlayın.

 

Başarılı olmak için nasıl düşünmelisin? Nasıl düşünmemelisin?

İnsan düşüncesi ve fikirleriyle vardır. Buları ortadan kaldırdığınızda ortada sadece et ve kemik kalır. Bir akıl hastasını düşünün. Yaptıklarından ve eylemlerinden haberi olmayan. İnsanın insanı yapan fikir, düşünce ve bunların sonucu olan eylemleridir. Eğer kendinizi 453619-3-4-9e5c3yetersiz hissediyorsanız, bir gün akıl hastalarının bulunduğu hastaneleri gezmenizi veya varsa mahallenizdeki akıl hastalarını ziyaret etmenizi, uzaktan izlemenizi tavsiye ederim. O zaman ne kadar donanımlı olduğunuzu düşünerek, başarılı olmak ve hayat gayenizi yeniden çizmek için gerekli olan motivasyona sahip olacaksınız. Eğer başarılı olmak ve üretmek için bir plan yapmıyorsanız, sizin durumunuz akıl hastalarından daha acınacak bir durum demektir.

Bu durumdan kutulun?

Eğer düşünceleriniz sizi sınırlıyorsa, bahaneleriniz tembellik, iş becerememe, iş bitirememe, sorumluluk almaktan korkma, tembellik ve isteksizlik gibi nedenlerle başarısızlığınıza birçok kılıf bulabilirsiniz. Ama bunların ardında yatan sadece düşüncelerinizin bozuk bir yapıya sahip olmasıdır. İnsanı düşünceleri sınırlamazsa, hiçbir zorluk sınırlamaz. Bunun farkında olarak yaşamanızı istiyorum. Böylece başarılı olmak için gereken motivasyon ve inanca sahip olacaksınız.

Ben yapamam…

Ben yapamam, ben edememem, bana göre değil olumsuz düşüncelerini kenara koymanız için birçok sebebiniz var. yok diyorsanız yaşam gayenizi yeniden gözden geçirmeniz gerektiğini ve neden olmayacağını mantıklı şekilde açıklamanız lazım. Hayatınız size sunulmuş olan bulunmaz bir hazineyken, bunun olmayacak şekilde heba etmek, en büyük israflardan biridir. Denemekten korkmamanız gerekir. Düşünmekten ve hareket etmekte korkmamanız gerekir. Bu tür düşüncelerden kurtulmak için sağlıklı bir hayata sahip olmak da gerekli. Bu anlamda, arada bir spor ve temiz hava almanızı, kafein ve sigara gibi zarar verici şeylerden kurtulmanızı tavsiye ederim. Yeni şeyler öğrenin ve hayatınıza yeni şeyler kazandırın. Hiçbir şey için geç olmadığını unutmayın.

Tükenmişlik sendromu nedir? Nasıl kurtulabilirsiniz?

Modern hayatın kaçınılmaz bir sonucu olarak mutlu gibi gözüken mutsuz insanlar var ortada. En son yapılan araştırmaya göre ülkemizde de psikolojik sorunlar yaşayan insanların sayısı 2012 senesine göre, 2013 yılında artmış. Bu artışın 2014 senesinde de tukenmislik-sendromu-nasil-tedavi-edilir-meryem-uzerli-hastaligi-_644080_340_226ilerleyerek devam edebileceği söyleniyor. Tüm bu bunalımların sebebi olarak insanlardan beklenen makineleşme gösteriliyor. Evet, işlerinizdeki sorunlar, sizden beklenenler, tükenmişlik sendromu yaşamanızın en büyük sebeplerinden birisi. Çalışmayan birisinde de bu sendromun görüleceğini söyleyebiliriz. Sürekli çalışamamanın verdiği boşluk ve ne yapacağım düşüncesi, insanı strese dolayısıyla da tükenmişliğe doğru götürebiliyor.

Kadınlarda daha fazla…

Tükenmişlik durumu kadınlarda daha fazla. Bunun sebebi iş yerleri ve evdeki işler arasında kadınların sıkışıp kalmaları. Bu durum kendilerinde yorgunluk, bezgilik meydana getiriyor. İş yerinde aynı işle defalarca meşgul olan kadınların evlerine geldikleri zamanda kendilerine vakit ayıramaması, sendroma yakalanmalarına sebep oluyor. Tükenmişlik sendromu sürekli aynı işi yapanlar, mekan, çalışma saati ve şekli değişmeyen insanlarda daha fazla görülüyor. Mükemmeliyetçi insanlarda işlerinin ayrıntılarına çok fazla takıldıklarından strese girmeleri söz konusu olabiliyor.

Tükenmiş sendromu sonucunda kişi artık yorgunluk, uykusuzluk, aşırı stres, hayattan bıkma, işe aldırmama durumuna geliyor. Yaşam enerjisi tükeniyor. Bu durumdan kurtulmak için uzmanların insanların kendilerine gün içerisinde zaman ayırmaları gerektiğini söylüyor. Kendinizi terk edip, her şeyinize işe odaklanmak sonucunda beden ve beyin yorgun düşüyor. Motivasyon yerlerde sürünüyor. Ama kişiler yinede çalışmakta ısrar ediyor. Bunun sonucu tükenmişlik sendromuna yakalanmak. Doğru bir çalışma takviminin uygulanması gerekir. Yoğun işleriniz arasından sıyrılarak hafta sonlarında kendinize zaman ayırmanızda fayda var. Bu şekilde hem motivasyonu sağlamış olursunuz, hem de beyninizin ve vücudunuzun dinlenmesini sağlarsınız. Ara vermeden çalışmak, bir başarı getirmez. İşlerin daha da berbat olmasını sağlar. Bunu asla unutmayın.

Bitkisel ilaçların zararlı mı? Zayıflama çayları etkili mi?

Yaz aylarında insanlar kilolarından daha çok kurtulmak istiyorlar. Çünkü kışın kalın elbiselerle fazlalıklar saklansa da, yazın bu şekilde bir saklama söz konusu olmuyor. Bu anlamda Google arama motorunda yapılan aramaların başında bitkisel ilaçlar geliyor. bakandan-bitkisel-ilac-uyarisi-4493588_877_oİnsanlar zayıflamak için bitkisel ilaçlara çok meyilliler. Ancak bunların ne kadar etkili ve sağlıklı olduğu konusunda bilgisizler.

Bitkisel ürünler…

Her bitkisel ürüne laf atmak doğru değil. Gerçekten sağlıklı aktarcılarda besin değerli yüksek kilo aldırıcı, besleyici aynı zamanda da insanların yağlarını yakan bitkisel ürünler var. Ama bazı tüccarlar bu işin büyüklüğünün farkında olduklarından dolayı zararlı bir takım maddelerle hazırladıkları karışımları bitkisel olarak yüksek fiyatlardan satıyorlar. Bunlardan uzak kalmanız için yapmanız gereken işlerin başında güvenmediğiniz yerlerden bitkisel ürün almamak olmalı. İnternet üzerinden yapılan alışverişlerde ise, resmi siteler veya gelişmiş alt yapı sistemine sahip olan e-ticaret sitelerinden alışveriş yapılması gerekir. İletişim adresi olmayan e-ticaret sitelerinden bitkisel ürün alışverişi yapmamanız isabetli olacaktır.

Bitkisel tedavi eski zamanlardan beri uygulanan bir tedavi yöntemi. Tıbbı ilaçlarla eş değer tutulmasa da, bazen onların yapamadıklarını yapabiliyorlar. Ancak aşırı kullanım evya bilinçsiz tüketim bazı zararların meydana gelmesini sağlayabilir. İlaç kullanan kişilerin veya hamile insanların bitkisel tedavi için ürün kullanmaları doğru değildir. Bu kişilerin bitkisel ilaçlardan uzak durması gerekir.

Zayıflama çayları…

En çok merak edilen konulardan birisi bu. Ama ince bir noktaya değinmek gerekiyor. Zayıflama çayları tek başlarına zayıflamak için yeterli değildir. Eğer böyle düşünen varsa, çayı içip zayıflamayı kesinlikle beklemesin. Bu zayıflama çayları metabolizmanın hızlı çalışmasını sağlar ve yağların yakılmasında yardımcı bir aracı olur. Egzersiz ve spor yapılmadan, günlük yaşantıda farklılıklar meydana gelmeden sadece çaylarla zayıflamayı düşünenler, hayal kırıklığına uğrayabilirler.

Hacamat nedir? Neden gerekli?

Asırlardır kullanılan şifa yöntemlerinden birisi olan hacamat, bugün ülkemizde unutulmaya neredeyse yüz tutmuş durumda. Ama büyük hacamat kurumları sayesinde, yeniden bu kültürümüzün önemli bir parçası ve bedensel sağlığın doğal bir yolu olan hacamat, ihya 0159d86dhacamat-edilmeye çalışıyor. Bu bakımdan Bursa Hacamat Merkezinin çalışmaları, oldukça etkili ve yapıcı sonuçların alınmasını sağlıyor. Hacamat, bedende yer edinen kirli kanın vücuttan dışarıya atılması işlemidir. Bir nevi kan verme işlemidir. Ancak burada diğer kan verme işleminden farkı, kirli kanın, yani gereksiz olan kanın vücut dışına atılmasıdır.

Hacamat, Peygamber Efendimiz tarafından da şifa kaynağı olarak tavsiye edilen bir uygulamadır. Bu sebeple dinimizce sünnettir. Hacamat yaptıran hem sünneti yerine getirmiş olur hem de bedensel açıdan sağlıklı olmuş olur. Hacamat yapılmadan önce uygulanacak olan bölgenin sterilizasyonu sağlanır. Ondan sonra kupalarla vakumlama işlemi yapılır. Bu işlemden sonra biraz beklenerek kirli kanın kupaların içerisinde toplanması sağlanır. Daha sonra kanın vücuttan çıkması için kanın çekilme işlemine geçilir. Hacamatın uzmanlar eliyle yapılması gerekir. Hijyen bir ortamda yapılması çok önemlidir. Kendilerini hacamatçı olarak lense eden ama usulünü bilmeden işlem yapan kişilere itibar edilmemesi gerekir. Eğer gereken hijyen şartlarına uymadan hacamat yapılırsa, kan yoluyla buluşan bazı hastalıkla muhatap kalma riski söz konusu olabilir.

Neden gerekli?

Her insanın hayatında en azından bir kez yaptırması lazım. Düzenli olarak yaptıranlarda kalp ve damar hastalıkları görülmez. Kirli kanın temizlenmesi demek, organların daha rahat çalışması anlamına geliyor. Eğer eklem bölgelerinizde veya farklı yerlerinizde ağır sancılar çekiyorsanız, hacamatla şifa bulabilirsiniz. Depresyon gibi ruhsal hastalıkların tedavisinde de hacamat etkilidir. İnsanı yeniden doğmuş gibi yapan hacamat sayesinde, daha sağlıklı düşünce ve fikirler beynimizce üretilir. Daha sayamayacağımız kadar şifaya gebe olan hacamat, sağlıklı, kaliteli bir hayat için gerekli olan doğal bir yöntemdir.

Sağlıklı temizliğin sırrı nedir?

Temizlik konusu dinimizin emri. İnsan hayatının en büyük ihtiyacı. Sağlıklı bir hayat için belli periyotlar dahilinde temizlik yapılması gerekiyor. Nem, koku, küf ve istenmeyen diğer maddelerin yok edilmesi için temizlik konusunda bilinçli hareket etmek gerekiyor. Bazı firmalar, ne kadar fazla kimyasal kullanırsanız, o kadar sağlam temizlik söz konusu imagesolacağını sanıyorlar ancak, bu kanı tamamen yanlış ve tehlikeli bir durumu ifade eder. Çünkü insan hayatı için zehirden farksız olan kimyasal ürünler, temizlik maddelerinde bolca bulunuyor. Bu maddelerinde temizlikte bilinçsiz kullanılması durumunda zehirlenmelerden tutunda, bazı bedense hastalıkların yaşanmasına sebep oluyor.

Özellikle çalışma alanlarında ve insanların sürekli bulundukları AVM gibi ortamlarda çalışma yapan temizlik firmaları Avrupa standartların temizlik yapmaları gerekir. Böylece kimyasalı az, temizliği sağlıklı ve insanları tehdit etmeyen bir çalışma ortaya çıkacaktır. Kimyasal içerikli ürünlerin bilinçsiz bir şekilde birbirine karıştırılması, zehirlenmelere neden oluyor. Mesela arap sabunuyla çamaşır suyunun karıştırılması karşısında büyük bir zehirleyici koku etrafa yayılabiliyor. Bu gibi durumların yaşanmaması adına temizlik konusunda biraz olsun kimyasallardan uzak teknikler kullanılmalı.

Doğru bir temizlik firmasıyla çalışmak

Kurumsal bir temizlik çözümü arıyorsanız, temizlik firmalarının kapısını çalmalısınız. Ancak her temizlik firması doğru bir temizlik sunmuyor. Özellikle kimyasallar konusunda bazı firmalar, ucuz malzemeler kullanarak temizliğin yapıldığı alana zarar verebiliyorlar. Zeminlere, mobilyalara zarar veren bu firmalar, işi daha ucuza getirmek adına insan sağlığını tehdit edebilecek çalışmalara imza atabiliyorlar. Bu bakımdan temizlik hizmeti almadan önce firmanın referanslarına dikkat edilmesi gerekiyor.

Ofislerde, ibadethanelerde, okullarda ve plazaların dış cephelerinde yapılacak olan her temizlikte iş güvenliğini sağlayan ve kurumsal olan firmalardan hizmet almaya özen gösteriniz. Temizlik hizmeti alayım derken sağlığınızdan olmayın sakın!

Konfor alanı nedir? Hayatımıza nasıl etki eder?

Hayatınıza baktığınız zaman nasıl bir değerlendirme yapabiliyorsunuz. Mesela başarılı olduğunuzu hissediyor musunuz? Çalışkan mısınız? Azim ve sebat konusunda ne kadar gerçekçi yaklaşım sergileyebiliyorsunuz? Atalet tek gerçeğiniz mi? Uğraştığınız iş, size ne kazandırıyor? Hayatınızdan ne kadar memnunsunuz? Kendimizi tahlil etmek anlamında comfort-zonebirçok soruyu kendimize sorabiliriz. Ancak gerçekçi bir şekilde cevap verebilmek asıl önemli olan. İnsanlar genelde egolarının dediklerine kulak verirler ve o şekilde yaşarlar. Çünkü bu şekilde her şey daha güvenli ve kolaydır. Ama bir yere kadar insan sürekli egolarının sesini dinleyebilir. Bir yerden sonra hayatının kalitesinin artmadığını ve mutsuz olduğu keşif ettiğinde, her şey değişebilir.

İşte egolarımızın ne dediğine bakarak hayatımızı şekillendiğimiz mekana, alana, zamana konfor denir. Konfor kelimesi bize her şeyin iyi gittiğini anımsatıyor sanki. İnsan konforlu bir hayatı ister. Ancak konfor alanı dediğimiz kavram, insanın doğasına tezat bir yaşam demek olduğundan düşündüğünüz gibi bir konfor söz konusu değil. Burada insan yaşantısında değişiklik getirecek her şeyi reddeder. Bunun sebebi, konforunu bozmamak. Güvenliğini kaybetmemek. Rahatını her zamanki düzeyde olmasını istemek. Bu gibi düşünceler insana ego tarafından telkin edilir. Mesela hayatınızı değiştirmek için işinizi değiştirmeyi düşündüğünüz anda ego tarafından uyarı alırsınız. “Hayır, bunu sakın yapma. İşini değiştirirsen daha kötü bir ortama veya kariyere başlayabilirsin” gibi zihinsel mesajların ego tarafından düşüncelerinizi bastırdığını hissedebilirsiniz. Bu örnekleri çoğaltmak mümkün.

Hayatımıza konfor alanının etkisi, atalet içerinde bir yaşam sunmasıdır. Korku, kaygı, endişe, yalnızlık, kaçma, düşünmeme, üretmeme, kaybetme gibi birçok olumsuzluğa ve hayat kalitesinin düşmesine sebep olur. Eğer kişi bu halini devam ettirirse, doyumsuzluğa düşeceğinden hayal kırıklıklarının ardından gelebilecek depresyon ve ruhsal hastalıklar söz konusu olur. Siz de hissedersiniz ki ne zaman üretmek isteseniz, karşınıza engeller çıkar. Bu engeller zihinsel engellerdir aslında. Eğer zihinsel mesajlarla savaşmaz, geri adım atarsanız, bu durumda konfor alanınızda sıkışıp kalırsınız. Kurtulmak için yapmanız gereken cesaretle ileriye doğru adım atmak olmalı. Kötü de olsa, sonucu iyi de olsa sürekli ileriyi hedeflemek, konfor alanından çıkıp, değişim ve gelişim alanına demir atmaktır.

Alkol bağımlılığı psikolojik bir bozukluk mu?

Alkol ve madde bağımlılığı günümüzün en büyük sorunlarından birisi. Özellikle gençlerin müptela olduğu kötü alışkanlıklar, büyük bir sorun olarak karşımıza çıkmakta. Bonzai gibi yeni maddelerinde gençler arasında hızla yayılması, aynı şekilde hızlı bir tedbir paketinin hükümet kanalınca uygulanmasını zorunlu hale getirdi. Tüm bu gelişmeleri alkışlıyoruz tabiyeni-alkol-yasasi-tanitim-yasagi-ne-getiriyor-0 ancak, alkol konusunda gerekli tedbirlerin alınmaması, diğer maddelere karşı gösterilen çabanın alkol söz konusu olduğunda az ve etkisiz olması, gençleri mahveden, aileleri ortadan kaldıran neticelere sebep oluyor.

Bugün pek çok kimse alkol müptelası olduğundan dolayı psikolojik tedavi görmekte. Bunun nedeni alkol kullanımının hayat kalitesini ortadan kaldırıcı bir etki göstermeye başlaması, insanlara zarar vermeye başlaması, kişinin görev ve vazifelerini alkole kurban etmesi, kendisini alkolsüz eksik hissetmeye başlaması gibi sebepler geliyor.

Alkol çok zararlı

Bugün alkolle yapılan düzenlemeler, bazı kişilerce protesto ediliyor. Ama topluma zararı olan alkolün, devlet tarafından kontrol altına alınması büyük bir önem ifade ediyor. Trafik kazalarının yaşanmasının bir numaralı sebebi, alkol. Şiddet ev kavgaların, zinanın ve boşanmaların birinci sebebi alkol. Düşünüldüğü zaman cemiyeti dinamitleyen bir madde olan alkolün, özgürlüklerin kısıtlanması bahanesiyle devlet tedbirlerine karşı çıkılması, bir hak olarak asla nitelendirilemeyecek durum.

Alkolün yaklaşık olarak yüzde 10 kadarı mide, diğer kalanı ise bağırsaklar tarafından emilir. Etkisi 30 ve 90 dakika arasında kişi tarafından hissedilmeye başlar. Eğer kişi aç karnına alkol adıysa, bu zaman daha da düşük olacak. Kişinin kanında yüzde 0, 05 oranında alkol olduğunda; düşünme, algılama, konuşma yeteneğinde bozulmalar meydana gelir. Yüzde 0,1 olduğunda ise, kişi beceriksiz bir hale gelir. Yolda yürüyemez, etrafı daha farklı görmeye başlar.

Alkol mideye, karaciğere ve böbreklere zarar verir. Kişiyi akılsız yapar. Bundan başka zararları ve kötülükleri de var.

 

 

 

Sağlıklı bir uyku için ne yapmalıyız?

Uykunun vücut için ne kadar önemli olduğundan bahsetmeye gerek yok. Biliyorsunuz ki gün içerisinde işlerimizin yolunda gitmesi sağlıklı bir uykudan geçiyor. Stres yaşamamak, hayatımızı kalitesiz yaşamamak adına iyi uykunun nasıl elde edilebileceği konusunda malumat sahibi olmanızda yarar var.uyku_606761543

  1. Gece yatmaya yakın bir sırada, kafeinli içeceklere çok fazla meyil varsa, işiniz zor demektir. Büyük bir uyarıcı olan kafein, kolada ve kahvede çokça bulunuyor. Yatmaya yakın zamanlarda bu ürünlerin tüketimini rafa kaldırsanız iyi edersiniz.
  2. Gelelim sosyal medyaya. Yatağınızda sosyal medya hesaplarınızda ne var ne yok veya ne oluyor insanlara diye incelememelerde bulunmanızın anlamı yok. Bu aklınıza bazı şeylerin takılmasına, dolayısıyla iyi bir uyku alamamanıza sebep olabilir. Gece bilgisayar ve akıllı telefonlarınızı yatağınızdan iki metre uzakta tutsanız, sağlığınız için isabetli bir iş yapmış olursunuz.
  3. Eğer sıcaklardan dolayı klima olayını aktif tutuyorsanız, sesi sizi rahatsız etmediği sürece problem yok demektir. Camları da açmak doğru bir davranış olamayacağından, odanızı yatmaya gitmeden önce havalandırmanız veya varsa klimanızla serinletmeniz, gürültüden sıyrılmanız anlamına gelir.
  4. Yatmadan önce yemek yemenin de iyi olmayacağı kesin. En 3 saat önce yemek yenmeli. Ramazan aylarında bu kurala uyuyoruz ancak, diğer günlerde yatış akitlerinde çok yağlı veya şekerli yiyecekler yerseniz, sağlıksız bir uyku söz konusu olabilir.
  5. Yatmadan önce yoğurt veya milli içeceğimiz olan ayranı tercih etmeniz isabetli bir davranış olacak. Ya da gün içerisinde terlemeyle kaybettiğiniz minarelerin geri alınması adına su içmeniz de fayda var. En iyisi milli içeceğimiz olan ayran içmek ve yatmak. Göreceksiniz daha sağlıklı bir uyku sizleri bekliyor olacak.

Su böbreklerinizde taş oluşumunu engeller

Suyun ne büyük nimet olduğunu aslında anlatmaya gerek yok. Gün içerisindeki eksikliğini hissetmeniz halinde ne kadar değerli olduğunu anlayabiliyorsunuz. Vücudumuzun yüzde 65 kadarı sudan oluşmakta. Buda suyun vücuda alınmasının neden gerekli olduğuna dair bir veri. Yazın özellikle vücutta meydana gelen su kayıpları 2 litreden daha fazla oluyor. Uzmanların günde en az 2,5 litre önerisi bu nedenle önemli.1298671278_su

Böbrekler kandaki yabancı maddeleri engelliyorlar. Eğer vücuda gerektiği kadar su alınmazsa, bu kanda ayıklanan yabancı maddeler idrar yoluyla atılamadığından böbreklerde taş olarak oluşumunu tamamlıyorlar. Sadece taş oluşumları değil, yeteri kadar su alınmadığı takdirde, diğer böbrek hastalıklarına da yakalanma riski var. Su sayesinde böbrekler daha iyi çalışır ve vazifelerini daha iyi bir şekilde yaparlar.

Suyun sadece böbrekler için ihtiyaç olmadığı kesin. İdrar yollarındaki enfeksiyonlar içinde suyun bılca tüketilmesi gerekiyor. Eğer idrarla atılan mikroplar atılamaz ve idrar yollarında birikirlerse, enfeksiyonların başlaması muhtemel bir hal alıyor. Yeterince sıvı alınmaması halinde, bayılma hissi, halsizlik, mide bulantısı, baş dönmesi, huzursuzluk gibi durumlar yaşanabiliyor. Özellikle de yaşlılarda bu durum daha belirgin bir şekilde ortaya çıkar.

Limonlu su daha fazla yararlı

Eğer suya limon sıkarak içerseniz, böbrek ve idrar yollarında herhangi bir hastalığa yakalanma riski azalır. Limonun içerisindeki c vitamini ve asit sayesinde mikropların yakılması ve böbreklerde kalsiyumların birikerek taş halini alması önlenebiliyor. Böbreklerinde taş bulunan kişilerin mümkün asitli içecekler içmemeleri gerekir. Bunlar böbreklerdeki taş oluşumlarını daha da hızlandırmaktalar.

Su sayesinde hayatınız daha dengeli olur. Beyinin çalışma fonksiyonlarını da ayarlayan ve dengeli bir şekilde çalışmasını sağlayan su sayesinde, düşünme ve fikir işlemleri daha sağlıklı bir şekilde yerine getirilir. Buda kararların daha isabetli ve doğru olmasını sağlar.

Oruçluyken uyumak zararlı mı?

Mübarek ramazan ayına girmişiz, Allah’ın oruç tutun emrine muhatap olmuşuz ama diğer emirleri sanki üzerimizden sakıt olmuş gibi bir ramazan geçiriyoruz. Yani uyuyarak orucun sevabını, ramazanın anlam ve önemini yaşamadan vakitlerimizi öldürüyoruz. Halbuki ramazan ayı girdiği zaman oruç tutun emriyle, İslam dininin diğer emri olan “çalışan, dün ile bugününüz müsavi olmasın” manasında emirleri düşmüyor. Aksine ramazan ile birlikte çalışan emriyle muhatap olan Müslümanların her ameline, daha fazla sevap eklenerek, imagesmizanda daha ağır basması sağlanıyor. Allah kullarını sevdiği için ramazan ayını onlara büyük bir nimet kılmış. Böyle mübarek bir ay olmasa, her zamanki rızık meşguliyetinin sevabı aynı olacaktı. Ama ramazan ayında rızık için verilen mücadele ve çalışma, diğerleriyle kıyas edilemeyecek kadar büyük.

Şimdi böyle bir kazanım varken neden İslamiyetlin emirlerine aykırı bir şekilde hareket ederek, ramazan ayında orucu insan uyuyarak tutar. Buradan kim ne kazanabilir? Belki orucun mesuliyeti kişinin üzerinden kalkar, ama sevap hususunda bir şey kazandırır mı hiç?

Sadece bu değil tabi, bedensel anlamda da zararları var. İslam emirlerine aykırı davranan her kimse, zarar görür. Gerek bu dünyada gerekse öteki dünyada. Şayet oruçlu bir kimse uyursa, metabolizma yavaşladığından kilo alma, kalp ve damar hastalıklarına yakalanma riski meydana geliyor. Vücut kendisini kıtlıkta hissederek, iftarda yenilen gıdaları ayrıca depolamaya önem veriyor. Bu kişide kilo dengesizliğinin başlamasına vesile oluyor. Ramazan ayından sonra kişide, daha büyük dengesizlikler meydana geliyor. BU süreç içerisinde kişi, obeziteye yakalanma ihtimaliyle bile karşı karşıya.

Yapılması gereken ramazan aylarında uyumamak. Vücudu çalıştırmak. Fazla yormadan günlük doğal çalışma akışı içerisinde vücudu hareket ettirmek gerekiyor. Siz siz olun ramazan ayında orucunuzu uyuyarak tutmayın. Yoksa sevabı ancak rüyanızda görürsünüz.

Gençliği yok eden Bonzai

Maalesef giderek yaygınlaşan uyuşturucunun ucuzu olarak ifade edilen ama en az uyuşturucu kadar  hızlı ölüm saçan ve kusan bonzai, normalde bir ağacın ismi ancak, içerisine katılan kimyasal maddeler sebebiyle büyük bir ölümcül tuzak haline getiriliyor. Allah’ın yarattığını kul ölümlerine sebep olacak bir silah olarak kullananların tezinden Allah belalarını versin. Bu bonzai hem ucuz hem de okullarda, liselerde dağıtımları hızla artıyor. Gençlerde bilinç olmadığı için en ufak bir arkadaş hatrını kıramıyorlar ve kendilerini bonzai felaketinin içerisinde çeken arkadaşlarına eyvallah diyebiliyorlar.kanunsuz-uyusturucu-madde-tasarrufundan-iki-kisi-tutukladi-18131

Bu nasıl bir akıldır anlamadım. Bir arkadaş nasıl olurda bonzai teklif eder, sen de benim arkadaşımdır kırmayayım deyip, bonzaiyi içersin. Akıl, mantık gençlerde iflas etmiş. En yakın torbacının arkadaşınız olduğunu unutmayın. Bonzai içtiğiniz zamanda artık beyin hücreleri ölmeye başlar. Düşünemezsiniz, kalbinizde çarpmalar meydana gelir. Rahatlamak için içersin ama rahatsız olarak acı çekersin. Kafan güzel olması filan hikaye. Ölüyorsun, ölüyorken kafan nasıl güzel olabilir.

İçerisinde 400’den fazla kimyasal madde var. Kalp yetmezliğine sebep oluyor. Hemen ölüdüyor. Devamlı içen birisi 3 ay içerisinde delirir ve belki de bonzai komasına girerek ölebilir. Bugün ölümlere rastlıyoruz. Genç içerken bir yerde sızmış ve ölmüş. Sebebi kalbi dayanamamış. Bonzai vücut fonksiyonlarının normalden daha hızlı ve farklı bir şekilde çalışmasına sebep olur. Beyi kontrolünü kaybeder. Kan daha hızlı basınç yaparak, beyini iyice tahrif eder. Kalp de bundan nasibini alır. Eğer bu baskılar devam ederse kişi, yaşadığı muğlaklık nedeniyle kendisini intihara düşünmeden atabilir. Başkasına zarar verme ihtimalide var. Rüyada gibi bir halde olur. Her ne kadar hareket edebilecek bir kapasiteye sahip olmasa da, acının ve karanlığı vermiş olduğu etkiyle anlık olarak kandisini intihara sevk edebilir.

Sıkıntın mı var? Kurtuluşu sende!

Günlük hayatta muhakkak sıkıntı içerisinde insanın ne yapacağını bilemediği, beyninin donduğu zamanlar, anlar var. Kiminde bu durum daha sık yaşanırken, kiminde bazı zamanlar ziyadesiyle, insanı çileden çıkarır. Bu duruma karşı asıl hareket edeceğini bilmeyen insan, diğer bir gününde aynı şekilde gideceğini düşünür. Hatta hayatının diğer kalan kısmını, sıkıntılara sürekli gark olacak şekilde, geçirir. Aslında bu durumdan sıkıntıkurtulmanın çok kolay bir yolu var. Sıkıntıya yakalandığınız zamanda, dikkatlice beyninizi toparlayıp, bir işe koyulmak. Koyulacağınız bir iş veya meşgale yoksa, biraz dışarıya çıkıp, ne yapmanız gerektiği hususunda düşünmek.

Planınız yoksa, hayat hep bir sıkıntıdır

Eğer hayata dair planınız yoksa, sıkıntılı ve stresli günlerden kurtulmanız zor olur. İnsanın hayata dair bir isteğinin ve planının olması, sıkıntıya düştüğü anlarda o planlarına sarılarak, onları gerçekleştirmeye çalışarak kurtulmasına vesile olur. Her psikolog, gün içerisinde yaşanan ani sıkıntılardan kurtulmanın ilk yolu, iş yapmak olacaktır diyor. Ama sıkıntılı bir insan, iş yapmaktan sıkıldığını sandığından veya böyle bir his, insanın içerisinde olduğundan kendisini kurtaracak olan bir meşgaleyi, çok zor bir işmiş gibi görür veya onunla kendi içerisindeki sıkıntısını atamayacağına inanır.

Ancak durum kesinikle bu şekilde gerçekleşmez. Yapmanız gereken sıkıntılı zamanınızda hemen elinizdeki işlerle veya planlarınızla çalışmaya başlamanız. Bu durumda, içinizde hissettiğiniz o sıkıntılı halden hemen kurtulacağınızı garanti edebilirim. Maddi bir sıkıntınız varsa, durum daha değişik çözülmeli tabi. Ama hayatta neyden kaynaklanırsa kaynaklansın, sıkıntıların geçici olması için çalışarak mücadele vermeliyiz. Ben yapamam, edemem, bu sıkıntılar bitmez, bu borç ödenmez, bu hayat çekilmez gibi, sıkıntılardan kurtulmaya yaramayacak mesajlar değil de, dinamizmi arttıracak mesajlarla kendimize gelmeyi sağlamamız gerekir.