Kendinize güvenmek için bunları yapın!

Güven duyamadığınız bir hayat, sizi hedeflerinize götüremez. Sürekli kaygılar içerisinde olmak, acılara muttali yaşamak, son nefese kadar kendini lüzumsuz görmek, bir insana yakışmayan durumu ifade ediyor. Bu anlamda psikolojik sorunları olanlar, daha fazla risk altında olduklarından hayattaki hedef ve ideal noktasında istediklerini yapabilme gücüne ve isteğine ihtiyaç duymazlar veya ihtiyaç duyacakları bir neden ortaya koyamazlar. Kendinize güvenle olan bu durumları yaşıyorsanız, sil baştan yeniden hayata başlamanız ve geride kalan olumsuzları bir tecrübe olarak telakki etmeniz gerekir.ilişkilerde-güven-duygusu

Ne yapmalısınız?

İnsanlarla olan ilişkilerinizi düzeltin. Sürekli herkesi kıskanmak, çekiştirmek, azarlamak, yargılamak yerine, onları takdir etmeyi, anlamayı ve fikir alışverişinde bulunacak kişiler olarak addetmeye başlamalısınız. Eminim kafanızdaki birçok soru ve problem insanları kendinizden üstün veya aşağı görmediğinizde bitecektir. Bunu başardıktan sonra, kendinizi de anlamaya çalışın ve güzel bir karakter ve kişilik kazanmak adına çalışmalara başlayın. Üzerinize beğeneceğiniz giysiler alarak başlayabilirsiniz. Hayatınızda asla vazgeçmemeniz gereken bir şeyi size ifade edeyim gülmek… Somurtmak yerine tatlı bir tebessümle marketteki kasiyerlere merhaba demeniz, enerjinizi ortaya çıkarak ufak bir çalışmadır.

Bütçe yapmaya başlasanız iyi olacak. Çok para harcıyorsanız, lüzumsuz harcamalarınızın ne olduğunu tuttuğunuz bütçede görebilir ve bunlardan kurtulabilirsiniz. Aylık bütçe tutmanız, kontrollü yaşamak için atılacak önemli adımlardan birisidir. Bütçeden sonra, iradenizi geliştirme egzersizlerine girişmeniz lazım. Erteleme hastalığından ve odaklanamama gibi durumlardan kurtulmanın yolu, iradenizi disiplin altına almanızla mümkün olacak. Burada karşımıza plan ve program çıkıyor ve bu çizilen planlara uyulmada, takip edilmede önemli bir iradenin ortaya konulabilmesi icap ediyor. Bunun içinde iradenizi geliştirmeniz gerekiyor. Sürekli öğrenme içerisinde de olmanız gerekir. Zihnin ve aklı gelişesi için okumanız ve öğrenmeniz şarttır.

Geçinemiyorum diyorsanız, okuyunuz!

Neredeyse herkes hayatından memnun değil ve çalışmasının sonucundan aldığı paradan memnun değil. Gerçektenden 12 saat kötü artlar altında çalıştıktan sonra, 1270 lira maaş almanın pekte doyurucu bir şey olmadığı açık. Ama alternatif üretemiyorsanız, bu durumu çekmeye ve hayatınızı kötü şartlar altında yaşamaya devam etmek durumundasınız. Ne 2cd03dbkadar şikayet ederseniz edin, eğer hayatınızı değiştirecek cesareti gösteremiyorsanız, 1270 lira için kötü şartlardan şikayet etmek yerine, sizin yerinizde olmayanların çektiklerini düşünerek, “kanaat” ve “şükür” içerisinde hayat mutluluğunuzu temin etmeye muvaffak olabilirsiniz.

Ama, hayatınızı değiştirecek enerjiye sahipseniz, reçeteyi hazırlamaya başlayın. Bunun için cesaretinizin az veya hiç olmaması, sizi de kanaat ve şükür içerisinde hayatın mutluluğu yakalamaya sürükleyecektir. Bunun kötü olduğunu söylediğimi sanmayın, her nerde ve ne şekilde olursanız, tatmin olmak ve hayat kalitenizi arttırmak için şükür etmek durumundasınız. Durumunuzdan memnun olmayıp değiştirmek gücüne ve kudretine sahipseniz, bulunduğunuz mevkini kötü şartlarına şükür ve sabır değil, muhalefet ederek fıtratınızda saklı olan gücü, yani mükemmele ulaşma isteğini elde etmek için koşabilirsiniz.

Ama nasıl?

Öncelikle hayatınızda neden hoşlanmadığınızı yazın. Daha sonra ne olsa hayatınızın daha hoş ve güzel olacağından dolu dolu bahsedin. Burada rakamlara odaklı bir yazı değil, bilgiye, donanıma, kültüre, eğitime dayalı yazılar yazmanız gerekiyor. Yani “Param olsa mutlu olurum” değil “Şu konularda bilgili olsam, şunu yapabilirdim” şeklinde olmalı. Bilgi ekonomisinde para kazanmanın altın kuralı budur. Araştırma, geliştirme, okuma, dinleme, anlama ve sonuç çıkarma. Hayattaki problemleri belirleyip, sorunları çözücü bir kimliğe ve karaktere bürünmeniz, ilk girişiminiz ve hayatta daha kazançlı işleri elde etmeniz için donanımlı bir fert olmanızı sağlar. Eğer, kendinize kazandıracağınız bilgi, tecrübe ve nitelik olmadığını düşünüyorsanız, bulunduğunuz yerin kıymetini bilin, yeter!

 

İçine kapanıklar daha iyi lider olabiliyorlar

Eminim yazının başlığını okuduğunuzda, hiçte aklınıza yatan bir cümle olmadığını düşündünüz. Çünkü sizinde diğer insanlar gibi lider karakteriniz, dışa dönük bir insanın sahip olduğu özellikleri kapsıyor. Yani aktif, ön planda olan, yırtıcı, öz güveni yüksek gibi. Ancak, içine kapanık olmak, aktif olmamayı veya kendine güvenmemeyi kimi zaman ifade etmiyor. İçine kapanık karakterlerinin yararlarının farkında olan kişiler, bu karakterlerini daha iyi bir lider olmak için kullanıyorlar. Ayrıca yapılan araştırmalar, içe kapanık insan yapısının daha iyi bir lider olabileceğini ortaya çıkarıyor.içe_kapanıklık_içe_kapanıklık,_içe_dönük

Nasıl yani?

İçer kapanık insanı bazı karakteristik yapısı, lider karakterinde olması gerekenlerle tam olarak eşleşiyor. Peki bu eşleşen karakter ve özellikler neler. Şimdi bunları yazalım.

  1. Daha iyi dinleyici insanlar, içine kapanık oluyor. Bunların kendi fikirlerini ifade etmeden önce, başkalarının fikirlerine önem vermeleri, fikir alma ve fikir geliştirme yeteneklerini geliştirdiği gibi, düşünce dünyasını da zenginleştiriyor. Lider içinde iyi bir dinleyici ve fikirleri önemseyici olması beklenir.
  2. Hedeflerin ince bir şekilde düşünülmesi ve çıkabilecek sorunlara karşı alınabilecek önlemlerin belirlenmesi gibi iyi bir stratejik plan hazırlamada, içe kapanık insanlar daha başarılı oluyorlar. Bu nedenle liderlerinde iyi hedefler belirlemek yetenekleri olduğu gibi, bunun zarar ve faydaları iyi değerlendirmekte önemlidir.
  3. Bir işin derinine inip, onu halletmeden diğerine geçme konusunda içe kapanık insanların alışkanlıkları çok yerinde. Diğer insanlar gibi bir işten bir işe atlamıyorlar. Ayrıca bu tip insanların sorunun derinine inerek, güzel sorular sorması ve cevaplarını bulması konusunda yetenekleri de var.
  4. İçe kapanık insanlar yalnız kalmaktan asla çekinmiyorlar. Yalnızlık, fikirlerin iyi bir şekilde değerlendirilmesi ve planların enine, boyuna, derinlemesine incelenmesi için bir gerekliliği ifade ediyor.
  5. Sakinliklerinden dolayı, başarılı konuşma yapabiliyorlar. Kendilerini fazla ön plana atmak gibi bir gayeleri olmadıkları için kalabalıklara konuşmalarında amaca yönelik rahat bir şekilde açıklamalarda bulunabiliyorlar.

Başarısızlıktan başarı doğal gerçeği

Herkes hayatında başarılı olmak ister. Sizde eminim çok kazanmak ve başarı sağlamak için planlar yapıyorsunuzdur. Ama bunları bazı çekincelerden dolayı ortaya koyamazsınız ve her zaman plan aşamasında kalır. Halbuki içiniz de var olan başarılı olamayacağım 1605-99-300509634435097903000196-300x175duyguları sizi yolunuzdan alı koymasına izin vermemelisiniz. Gerçekten de başarısız olacak mıyım? Sorusunun cevabını gözlerinizle ve yaşantınızla anlamak istemez misiniz? Hem neden başarısız olayım ki? Sorusu da burada önemli cevaplanması gereken bir husus oluyor. o zaman bunların cevabını vermek için vehleten düşünmek yerine, planları ortaya yani hayatınıza tatbik ederek öğrenmek gerekir. Bunun sonucunda bir başarısızlık, iki başarı veya tam tersi sonuçlar alabilirsiniz. Ama deneyim ve tecrübe kazarak, bir sonraki işinizin iyi olmasını sağlarsınız.

Başaramayan ama sonra başaranlarda öğütler…

Pandora’nın kurucu şöyle der: Senelerce içgüdünüzü takip etmeyip, riski kucaklamamanın yükü, iç güdünüzü takip edip, başaramamaktan daha kötü. İşte bu sizin içerisinde olduğunuz durumu anlatan en iyi şey. O zaman ne beliyorsunuz ki, planı yapın, ortaya ve sahneye çıkın. Başaracağınıza inanın yeter!

Wikipedianın kurucusu da gençlere güzel bir öğüt veriyor. Paralarınızı daha iyi kullanmanız yönünde. Gerçektende üniversite de paralarının hav vurup, harman savuran kişiler çok. Bunlar daha sonra bir yerlerden para bularak, KPSS kurslarına gitmekten başka bir seçenek hayatlarında meydana getiremiyorlar. Halbuki wiipedianın kurucusu bakın ne diyor: Gençlik zamanlarında paranızı iyi kullanın. İr gün hayata gerçekten bir proje koymak isterseniz, sermayeniz olsun. Ayrıca paranızı size getirisi olmayan yerlerde harcamayın. Getirisi olan eğitim ve kendinizi geliştireceğiniz alanlarda harcayın.

Ama bizim gençliğin tam tersi davrandığı sizce de malumdur. Hani kafe, bar, boş tatiller gibi.

 

30 dakikanızı zeki olmak için ayırabilir misiniz?

Herkesin zekaya muhtaç olduğu bir vakitte, insanların himmete ve basirete ihtiyacı var. Ancak Türk milleti olarak pekte zekaya değer verdiğimizi söyleyemem. Eğer vermiş olsaydık, kişi başına düşüne kitap sayısı en az Japonya kadar olurdu. Türkiye’de kişi başına düşen kitap sayısı sadece 0,5. Durum içler açısı. Ancak bu makaleden sonra belki de sizde kitaplar konusunda daha cazip kar görüşe sahip olabilirsiniz. İnsanlar genelde kitap zihinokumayı istemezler. Sıkıcı ve uyku getirici olarak addederler. Bunu bizim insanımızın daha çok yapması ayrı bir vahim durumu ifade ediyor. Neden derseniz, genç ve dinamik nüfusumuz var. Ama nitelik açısından ortaya eser koyamayan bir gençliğin, barlarda ve kafelerde zaman öldüren bir geçliğin ne anlama geldiğini siz daha iyi biliyorsunuzdur.

Zeki olalım arkadaşlar…

Günde 30 dakikanızı kitap okumaya ayırın. Ancak bu işkembeyi kübradan alınmış masal veya roman kitabı tarzında değil, daha bilimsel tarzda olmalı. Tabi neyden hoşlanıyorsanız, o tür bir kitap da alabilirsiniz. Ancak burada okuma eyleminizin nasıl yapıldığına da dikkat edeceksiniz. Sadece kitaba yoğunlaşacaksınız. Akıllı telefon ve bilgisayar gibi cihazlardan uzakta, kendinizi yavaş okuyarak kelimesi kelimesine anlayacağınız şekilde kitabı yutacaksınız. Yapılan araştırmalar bu okuyuş tarzının yaşlılarda unutkanlığı azalttığını ortaya koydu. Gençlerde ise, daha zeki ve anlayışta kuvvetli bir beyne ulaşıldığını gösterdi.

Kitabı, internetten veya tabletlerinizden okumayacaksınız. Fiziksel olarak hissedeceğiniz kitabı okumanız gerekiyor. Aynı araştırmalarda internet üzerinden okuma yapmanın insanlarda dikkat dağınıklığına sebep olduğu için çok az fayda sağladığı yazıyor. İnsanlar F çizerek net üzerinde okuma yapıyorlar. Yani kelimesi kelimesi okuma diye bir durum söz konusu değil. Bu nedenle fiziksel kitap alarak, 30 dakika kelimesi kelimesine okumalısınız.

Çapalama yöntemi nedir?

Hayat kalitenizi arttırıcı birçok seminer ve kitap okuyorsunuzdur. Özellikle 1970 senesinden bu yana gelişerek insanlara daha kaliteli bir hayatın kodlarını sunan NLP sistemini duymayanınız kalmamıştır. Hayatımıza bilinç, farkındalık ve yaratıcılık sunan bu istemin bir metodu olan çapalama sistemi, yoğun stres ve mutsuzluk altında olduğunuz bir nlp-nedirzamanda kullanarak, daha mutlu bir zamana geçiş yapmayı ifade ediyor. NLP sistemleri içerisinde en çok kullananlar arasında yerini alan çapalama, daha sorunsuz bir hayatın ortaya konulması için iyi düşünme, pozitif kurgulama konusunda kendinizi eğitmenizi sağlıyor. Mesela İstanbul ilinin yoğun trafiği içerisinde evinize gitmeye çalışırken ne kadar stresli ve yorgun olduğunuzu bilirsiniz. Sinir sisteminizin beyine sürekli olumsuzluk ve öfke duygusunun kodlarını pompalaması, dünyaya olan bakış açınızın birden alt üst olmasını sağlar.

Bu gibi durumlar karşısında yapılması gereken en iyi şey, sizi mutlu eden bir anınızı hatırlayarak, o anda yer alan obje ve nesnelerden biriyle yeniden iletişim kurmanızı sağlamaktır. Mesela trafik içerisinde stresten kurtulmak için çapalama yöntemini kullanmak istediğiniz de, en son tatil serüveninizde sevdiğinizle geceleyin sahil kenarında çalan müziği yeniden araba içerisinde çalarak, sakinleşmeyi sağlamanız çapalamayla sakinleşmeyi ifade eden bir misaldir. Bunun gibi birçok örnek meydana getirmek mümkün. Bu sakinleşmenin nedeni ise, beynin güzel veya kötü addettiği olayları bilinçaltına kodlamasıdır. Yani, kalabalık karşısında ilk kez konuşacak olan birinin yaşamış olduğu bir kötü tecrübe, bilinçaltına kayıt edilir. Bu dakikadan sonra söz konusu kişi, her kalabalık ortamda kötü ve mahcup duruma düşmüş olduğu günün stres ve duygusunu istemese de yaşayacaktır. Buda olumsuz çapalama yönteminden birini ifade ediyor. Söz konusu fert, kendisinde olan durumun fakına varırsa, tedavisini de olumlu çapalama sistemiyle kendisi çözebilir.

İş kurmak isteyenlere tavsiyeler

Dünyada oldukça popüler olan girişimcilik, Türkiye’de de giderek popüler olmaya başlıyor. Üniversiteden mezun olan gençlerin yarış atı misali KPSS imtihanında da son düzlükte gerekli başarıyı gösterememeleri, kendilerini dünyanın şartlarına uygun bir şekilde imagegeliştirememeleri özel sektörde de başarısız olmalarını gerektirdiğinden, bunların vermiş olduğu bitkinlikle son bir hamle olarak donanımlı bir şekilde girişim faaliyeti sıraya konuluyor. Bu konuda söyleyecek sözü olan çoktur ve bizim de bir şeyler karalama isteğimiz bu makalenin doğmasına sebep oldu. Size bazı tavsiyeler vererek, girişime başlamadan önce azda olsa pürüzlerin ortadan kalkmasını sağlayacağız.

Fazla mükemmelci olma deneye giriş

İlk yapıla hatalardan birisi budur. Girişimin önünde belki en büyük engel. Mükemmeli yakalayarak, girişim serüvenine başlamak. Kendinizin mükemmel olmasını beklersiniz, etrafınızın ya da, belki de yaptığınız planın mükemmel olması için çalışırsınız. Ama dünya dinamik ve her gün bir şeyler değişiyor. Değişen bu dengeler içerisinde her zaman planlarınızda, kendinizde, etrafınızda bir eksiklik olacağı muhakkaktır. O zaman mükemmeli oturduğunuz yerden değil, dinamik dünyanın değişen yeniliklerinin içerisine girerek elde edeceğinizi unutmayın.

Sadece fikir yetmez

Girişimcilik sadece fikirden mürekkep değildir. Yapmanız gereken fikrin boyutunu ele almak, alternatifinin ne olduğunu anlayabilmek, insanlara ne sucağını keşif edebilmek gerekir. Sadece fikirlerinizi ortaya koyarak değil, ayrıca fikrin meydana getireceği olayları da kurgulayıp, hakim olma becerinizi geliştirmelisiniz. Bunun için sahaya çıktığınızda gelişen olanları iyi muhakeme edebilmelisiniz.

Öğrenmeye alışın

Girişimcilik öğrenilebilir mi? yöneticilik ve liderlik doğuştan mı? Bu gibi soruların felsefi taraflarıyla fazla uğraşmadan, pratikte her şeyin olabileceğine inanarak, girişimciliği ve liderliği öğrenin. Bunun için dersler alın ve kendinizi bir işletme nasıl kurulur konusunda geliştirin. Bu bilgilerin hepsi, arif olmanız için atılan bir adım olacak.

Neden kişisel gelişim kitabı okuyorsunuz?

En çok satan kitaplar arasında kişisel gelişim kitapları listenin üst sıralarında yer alıyor. Bunun sebebini hiç düşündünüz mü peki? İnsanların kitap okuma alışkanlıklarının olması çok iyi. Özellikle bunların öz güven ve yeteneği arttırıcı kitaplar olması daha güzel. kişisel-gelişimİnsanların kendileri gerçekleştirme istekleri, modern dünyanın getirdikleriyle beraber daha da arzulanan bir durum ifade ediyor. Bu nedenlerle kişisel gelişim kitaplarını daha sık okuyoruz.

Maddeler halinde neden okuyoruz?

  1. Kendimizin düşündüklerini birde başkasından duyma isteği.
  2. Cesaret elde etmek için gereken motivasyon.
  3. Tüm engelleyici durumlara, zor sorulara rağmen her zaman bir çıkar yolun ve cevabın olduğuna dair bir dünyayı okuma ihtiyacı.
  4. Cesaret verici sözlerle açıklanan yapıcı taktikler ve öneriler.
  5. Başarı hikayelerini okuyarak, kesitlerden kendi hayatımıza yarayabilecek bir şeyler ortaya çıkarma.
  6. İçimizde başarıya özlem çeken ruhun yeniden dirilmesi noktasında harekete geçirecek taktiklere, nedenlere sarılma, yöntemini öğrenme.
  7. Olumsuz olan hayatına rağmen günün birinde başarının kendin tarafından da tadılabilecek bir ulaşılmaz olmadığını anlayabilme.
  8. Hayatı daha iyi ihata ederek, kazanmak için gerekli olan teçhizatın sırrını keşfetme.
  9. Sıfırdan başlayarak, mükemmele ulaşan insanların hayat hikayelerinde ki şaşırtıcı ezgiyi öğrenme.
  10. Kendimiz olarak, daha iyisine sahip olmayı hak ettiğimize olan inancımızı besleyici ve gerçekleştirici formüllerin hayatımızın alışkanlığı haline gelmesini sağlamak.
  11. Yetenekli olduğumuzu düşünmemiz. BU yeteneklerin ziyan olmaması ve başka yerlerde heba edilmemesi noktasında doğru yere yönlendirilmesini sağlayacak bir ışık aramak, yol gösterici tavsiyeler edinmek.
  12. Az çalışıp, çok kazanmak gibi bir derdimizin olması ancak, bunun okuduğumuz kitaplarda bir bahsinin, konusunun asla yer almamış olması.
  13. Başarının sırrını daha önce keşif etmiş kişilerden dinlemek istememiz.

İç güzelliğin normal değilse, dışarının bir anlamı yok!

Teknoloji geliştikçe insanların birbirleriyle olan iletişimi de artıyor. Amerika’daki bir insanın hayatını izleyerek veya okuyarak, kendi hayatımızın çilekeş olduğunu daha da çok düşünür olduk. Mankenlerin plajlarda vermiş olduğu pozlar, şarkıcıların konserlerde depresyon-3yapmış olduğu danslar, evleri, arabaları, hayatları, kendi hayatınızda bir kıstas ölçüsü olarak belirdiğinde, insanlarda bunalım daha derin olabiliyor. Bazen bunalıma girmek ve hayattan zevk alamamaya neden olacak karşılaştırmalar yapmak için zenginlerin veya şarkıcıların, mankenlerin hayatına bakmamıza bile gerek yok. Bizden daha güzelini veya yakışıklısını, başarılısını gördükçe, hayatı kendinize zehir etmek için olumsuz düşünde ve duygular harekete geçiyor. Ama neden?

Eğer kendinizin farkında değilseniz, çevrenizin farkındalığına kapılarak kendinizi küçümsemeye, sevmemeye, gerilere atmaya, karanlıklara gömmeye bir çok sebep üretirsiniz. Eğer iç güzelliğinizin farkında değilseniz, dışarıdan çok güzel olduğunuzu anlayamazsınız. İnsanların bugünkü en büyük sorunu, kendilerini tanımadan başkalarını tanımak istemleri. Kendilerine bakmadan başkalarına bakmaları. Hale kendi karakter ve benliğinin farkında olmayan insanlar var. Bunlar yaşları ne olursa olsun hayatlarını kendilerine zehir etmek için tek yaptıkları, başkalarının hayatlarına bakarak kendi hayatlarına sadece isyan etmek. Ne bir düzelme, ne de bir değişim bu isyanın sonucunda söz konusu olabiliyor. Ola tek şey var oda her zamankinden daha kötü bir hayata müptela olmak.

Ne yapmalısınız?

Aslında yöntem çok basit. Öncelikle zenginlerin parasına, mankenlerin güzelliğine, aktörlerin cafcaflı gibi görünen yaşamlarına, bakmayacaksınız. Siz kendi hayatınızın zenginliğini, güzelliğini ortaya çıkarmak için çalışacaksınız. Yoksa bunun ekilmesi için gerekli olanları belirleyecek, bunun için çalışacaksınız. Oturduğunuz yerden sadece isyan ederek kendinizi hayattan soyutlamak ve olumsuzluklar içerisinde bir dünyada yaşamaya devam etmek, sizi kurtarmayacaktır. O zaman iç güzelliğinize aşık olun, dışarının güzelliğinin zaten farkında olacaksınız.

Neden girişimci olunur?

Geçenlerde bir araştırma okudum. Neden girişimci olunur sorusuna güzel bir cevap buldum orada. Siz hiç düşündünüz mü neden girişimci olunur diye? Eğer patronlardan sıkıldıysan, başkalarının hayallerinin gerçekleşmesi içi çalışan bir eleman olmaktan genc_girisimciusandıysan, sabit bit maaşla geçimin söz konusu olamayacağını anladıysan, kendi hayallerini artık düşünmekten eylem aşamasına geçirmek gerektiğine olan inancın attıysa, bir de iş bulamıyorsan, girişimci olabilirsin.

Girişimci olmak için yeni bir fikir veya ürün, hizmet sunmana gerek yok. Ortalıkta var olan sektörleri inceleyip, hangisinde başarılı olabileceğini öğrenmen ve bunun için neler yapabileceğini plana dökmen yeterli. Mesela bilişim sektöründe büyük gelişim söz konusu. Bugüne kadar bu sektörden haberin olmadıysa, burada seni bekleyen işler olabilir. Bu alanda kendiniz geliştirerek, bilişim sektörünün gelişen ağından birisi de sen olabilirsin. Ya aranan eleman olursun, ya da kendi kurduğun işle hayatını kendin çizersin. Bunun için idealist olman gerekiyor tabi. Eğer sana bir işte çalışıp, ay sonunda bir maaşın geleceğini bilmek ve buna göre program ve plan yapmak daha risksiz ve akıllıca geliyorsa, o zaman girişimci neden olunur sorusunun cevabını aramana da gerek kalmaz.

İnanın her zaman sabit bir işte çalışmak, sürekli aynı işi yaparak, aktif olmayan bir hayat felsefesine sahip olmak, girişimci olamayacağınızın en büyük alametlerinden birisi. Girişimci neden olunur sorusunun cevabında, sürekli öğrenmek, maceraya atılmak, riske girmek, inişli, çıkışlı bir ömürle en iyisinin ne olduğunu her zaman aramak. İşte girişimci ruh bunu gerektiriyor. Para kazanmak tek dert değil, kendini aramak ve gerçekleştirmek asıl dert oluyor. Zaten kendini gerçekleştirebilmek için gereken bilgi ve donanım da para ediyor. Bunu düşündüğün zaman girişimci oldun  mu kazanamaman diye bir durum söz konusu değil.

Para biriktir hayallerin gerçek olsun!

Herkesin muhakkak bir hayali var. Ancak bu hayallerin biraz masraflı olmasından dolayı hiçbir zaman gerçekleşmeyeceğini düşünebilirsiniz. Mesela yurt dışında güzel bir eğitim hayaliniz olabilir ama paranız yoksa, bu durumda biraz uzak gibi görünüyordur size. Ancak eğer hedeflerinize gerçekten inanabiliyorsanız, o zaman gerçekleşmesi için eksikliğini hissettiğiniz her ne varsa, bunun giderilmesi için çaba harcarsınız. Para da e büyük para-biriktirmeihtiyaçlardan birisi. O zaman çalışın ve para biriktirmeye başlayın!

Nasıl biriktirebilirim?

Her zaman para harcıyorum, kira, elektrik, su, doğalgaz vesaire masraflar arasında para biriktirmek imkansız. O zaman siz inanmıyorsunuz. Bu inançsızlığınızı her zaman devam ettiremezsiniz. İnanmalısınız ki hayalleriniz gerçekleşsin. Para biriktirmek için birkaç ipucu veriyorum şimdi sizlere:

  1. Sağlam bir hedefiniz var. Hayallerinizin her zaman aklınızda tutun ve gerçekleşeceğine inanın. Hayalinizi anımsatan bir görseli yanınızda bulundurun. Arada sırada onlara bakın. Otobüs yolculuklarında filan çok müsait oluyor bu tür şeylere bakmak ve düşünmek.
  2. Aylık geliriniz ne kadar? Öncelikle bunu belirleyin. Gelirinizin yüzde 10 gibi bir miktarını kenara her zaman atmak için bütçeden kısmalar yapın.
  3. Defteriniz ve kaleminiz olsun yanında. Aylık harcamalarınızı yazın. O zaman göreceksiniz ki çok boş harcamalarınız var. Bu harcamalardan kurtulun. Bunları birikim veya temel ihtiyaçlarınızda kullanın.
  4. Harcamalarınızı akıllıca yönetin. Evde yemek varken dışarıda yemeğe para vermemeye çalışın. Hatta Facebook üzerinden arkadaşlarınızla iletişim kurarak, kontör harcamalarınızı da minimuma indirin.
  5. Her zaman nakit harcamalar yapın. Yani borç almamaya çalışın. Kredi kartı kullanmamaya özen gösterin. Lüks harcamalardan kaçının.
  6. Sigara meselesi konusunda bilinçli olun. Hemen bırakın. Klasik olacak ama hem bedene hem de cebe zarar. En ucuz sigara 5 lira herhalde. Günde bir paket içseniz, ayda 150 lira yapıyor. Bu mükemmel bir para değil mi sizce de?

 

Mutlu bir evlilik için tüyolar

Ülkemizde boşanma sebeplerini şöyle bir yüzeysel şekilde baktığımda karşımıza birincil sebep olarak, zina çıkıyor. Bunu şiddet, haysiyetsiz yaşam sürme, alkol kullanma gibi mevzular izliyor. Sadece şu manzaraya bakarak bile mutlu bir evliliği kurmak için neler yapmamamız gerektiğini öğrenebiliyoruz. Mesela, zina yapmamalıyız. Alkol almamalıyız. Şiddete başvurmamalıyız. Haysiyetsiz bir yaşam için mücadele içerisinde olmamalıyız. Dürüst bir hatayı kazanmak namına mücadele vermeliyiz.evlilik

Ne yazık ki internet kullanımının hızla artmasıyla, sosyal medya ağlarının gelişmesiyle zina konusunda yaşanan boşanmalar tetiklendi. Evli olan kişiler Facebook üzerinde yaptıkları konuşmalar, kurdukları yakılıklar, aile çatısının sarsılmasında önemli sebepler olarak belirlendi. Eğer evlenmeden önce bir kişi, Facebook üzerindeki fotoğraf veya konuşmalarını silmek zorunda kalıyorsa, işin vahamete varacak bir yanının olduğunu hissediyordur. Sadece Facebook üzerinden değil, diğer sosyal kanallar üzerinden de hemcinslerin yakınlaşması kolaylaştığından kişiler gaflet içerisinde beraber yaşadığı insana vefasızlık yapabiliyorlar.

Tabi ki bunun aile içinde dolaşan sorunlarla da bir alakası var. Bu sorunların başında ise güven geliyor. Hanım ve erkek arasında ki iletişimin, sevginin olmaması geliyor. Evliliğin yanlış bir amaç gözetilerek ortaya çıkması geliyor. Kişilerin birbirlerine olan kültürel uyumsuzluğu boşanmaların nedenlerini oluşturuyor. Mutlu olamayan insan, başka şekilde hayatındaki sıkıntıları gidermeyi umut ediyor.

Bu durumda…

  1. Birbirinize güven duyacağınız bir evlilik müessesi kurun. İletişim konusunda süper olun. Birbirinizin yanlışlarını, yapılmasından hoşlanmadığınız taraflarınızı açıkça ifade edin. Yanlışlıkları beraber düzeltin. Üzerini kapamayın ve sabır etme gibi bir gaflete düşmeyin ki her insanın bir doruk noktası var. O noktada artık mutsuz olduğunuzu hissedersiniz. O zaman her şeyi tatlı tatlı halledin ve konuşun.
  2. Kültürel anlamda uyum sağlayabileceğiniz kişilerle evlenin. Eğer dini inançları bakımından zayıf bir kadın alırsanız, veya tam tersi dininde kuvvetli olan bir kadın zayıf bir erkekle evlenirse, mutlu olunmaz.  Eğitim düzeyi açısından da buna dikkat etmelisiniz. Ama bu durum kişiden kişiye değişebilir tabi.
  3. Evliliği sadece beraberlik olarak düşünmeyin. Bir yol arkadaşlığı, mutlu bir yuva olarak hayal edin. Evliliğe bir gaye, hedef koyun. Sevginizi arttırmak ve mutlu yuvanın şükrünü ada etmek için beraber aktiviteler yapın. İbadet edin. Gezin, dolaşın, birbirlerinize zaman ayırın.

Zihinsel şifa kitabı neden okunmalı?

Muhammed Bozdağ’ın en son çıkardığı kitap olan Zihinsel Şifa, yazarın diğer eserleri gibi, oldukça tuttu. Henüz yeni çıkmasına rağmen yaklaşık olarak 10. baskısını gördü. Yazarın diğer kitaplarının baskı sayıları ise, 100 geçmiştir. Bu derece baskıların olmasının sebebi, okuyan kişilerin kitabı beğenip, sevdiklerine de okumaları için tavsiye etmeleri. Bende buradan ulaşabileceğim kişilere, bu kitabı okumalarını öneriyorum.zihinsel_sifa_muhammed_bozdag26ed7f51

Neden?

Akıl nimetinin ne demek olduğunu anlamak için hayatınız da hiçbir aktivite yaptınız mı? ne yapmalıydım ki diye aklınıza bir soru takıldıysa, bir sinir ve akıl hastalıkları hastanesini ziyaret edin ve akıl nimetinin ne derece önemli olduğu hususunda biraz tefekkür edin. Yapacağınız bu amelden sonra Allah’n vermiş olduğu bu nimete olan sevdanız ve farkındalığınız artacak. Kimi insanlar bu nimetin farkında olamadıklarından dolayı, hayatlarını en ufak problemlerde zir-ü zeber ediyorlar. Yani dert, gam, tasa, keder, kaygılar, olumsuzluklar, başarısızlıklar, akıl nimetinin farkında olmayan kişilerce dünyanın sonu olarak nitelendiriliyor. Bu da en büyük nimetin çalışamaz, sorunlu, rahatsızlanmasına sebep oluyor.

Beynin ve aklın sıhhatli bir şekilde işlemesi, onun ne anlama geldiğini ve nasıl çalıştığını anlamakla sağlanır. Bu hayatın içinde yaşanılan olaylardan, yediklerimize kadar dikkat etmemiz gereken bir husus kapsıyor. İşte kitap bu anlamda, akıl nimetinin hususiyetini anlamak isteyenlere yol gösterdiği gibi, onun nasıl sağlıklı işleyeceği ve hayatımıza doğru bir yön vereceğini yazıyor. Hayatta karşılaşılan olumsuz düşüne ve badirelerin, akıl nimetini nasıl akamete uğrattığını dikkat çekerken, bu durumların aklı akamete uğratan bir neden olmaktan asıl çıkarılacağını anlatarak, aklı çalıştırmakta destekçi bir nimet olmalarını sağlıyor.

Kitap, dünya hayatının kazanılmasında aklın sağlıklı bir araç olduğunu anlatırken, onun hudutlu sınırlarını, eksik yanlarını, eksiksiz bir rabbin gücüne isnat ettirilerek nasıl güçlendirilebileceği anlatılıyor. Hayatına ışık tutmak isteyenler için hemen temin edilip, özenle okunması gerken Muhammed Bozdağ hocamın bu kitabıyla beraber, aşağıdaki diğer değerli eserleri de okunmalı.

  1. Düşün ve Başar
  2. Ruhsal Zeka
  3. Sevgi Zekası
  4. İstemenin Esrarı
  5. Sonsuzluk Yolculuğu

Başarılı yöneticilerin 4 sırrı

İşi bilmek yapmak içi yeterli olmuyor. Harekete geçmek için bir iradenin olması ve bu iradenin de bazı kuvvetli yanlara sahip olması gerekir. Bu nedenle işi yapmak zor olduğu gibi, bunun daha üst bir boyutunu ifade eden işi yaptırmak daha zordur. İnsanlarla uğraşmak ve onları yönlendirip, güzel sonuçlar almak, büyük bir meziyet ve liderlik yeteneğini gerekli kılar. Peki liderlik yeteneği doğuştan mı gelir?yönetim

Buna hayır diyebiliriz. Ancak insan yaşadığı çevrenin değerlerine göre kendi karakterini belirlemeye başlar. Dolayısıyla belli bir yaşa gelindiğinde çevreden alınan, aileden alınan eğitim ve değerler, liderliğin beceriliğini etkiliyor. Söz konusu herkese liderlik yapar. Aile reisliği gibi… Ama kimisi iyi yapar, kimisi kötü.

İyi yapanların sırrı nedir?

Başarılı yöneticiler üzerinde yapılan araştırmanın sonuçları 4 ana temel üzerine liderlik oturuyor. Başarılı yöneticilerden elde edilen sonuç bu.

  1. Kararlılık: En dikkat çeken taraf burası. Zira herkes, heves ile gerçek istek arasındaki ayrımı yapamadığından kararlılık ile iş üzerinde duramıyorlar. Başarılı liderler ise, gerçekten ne istediğini bilen kişiler olduğu için, hedefe varmak namına her geçen zamanı tek bir noktaya adaya biliyorlar. Bu da o konu üzerindeki başarısızlığında bir başarı gibi algılanmasına, diğer bir adımın daha sağlam atılmasına yönelik kazanım olarak değerlendiriliyor. Bu görüş açısı, başarının en temel sebebi.
  2. Esneklik: üzerine düşünülen konunun planlarında meydana gelen yanlışlık, onları başka çözümler bulmaya itebiliyor. Başarısızlar ise, planlar üzerinde değişiklik yapmaktan çok, bırakmayı deniyorlar.
  3. Tevazu: Bu da başarılı yöneticilerin hata yapmasını engelleyen başka bir kıstas. Zira her kesi çekinmeden dinleyebilmeleri, her şeyi ben bilirim demediklerini gösteren önemli bir husus. Başarının sırrı da zaten istişare etmekte.
  4. Güven: Bunun ne anlama geldiğini herkes biliyor zaten. Eğer çıkılan bir yolda, gönlünde güven yatmıyorsa yolculuk sonlanır. Öncelikle kişinin kendisine güvenmeme hususundaki nedenleri ortadan kaldırması gerekir.

 

Olumsuzlukla mücadele sanatı

Yaşadığımız müddetçe insanın başına her türlü badire gelebilir. Hüzün, keder, gam, acı… Mutluluk, sevinç, heyecan, sevgi, sevda… Bunlar hayatın olmazsa olmaz duyguları. Ancak olumsuzluklar üzerinde insan çok fazla durduğunda, sorun damlalarını kendisinin boğulacağı bir sorun okyanuslarına çevirebilme ihtimali var. Çünkü beynin çalışma yapısı, siz neye fazla odaklanırsanız, onu anlama ve içselleştirmeye yöneliktir. Eğer ki hayatınızın hüzün dolu olduğuna ve başarısızlıkların kendiniz için bir kader olduğuna sürekli odaklanarak, beyni bu yönde çalıştırırsanız, artık başarılarınız için işlemeyen, mutluluğunuz için işlemeyen bir beyni kendi ellerinizle kazanmış olursunuz.resimler-Negatif_dusunce_337797399

Bundan kurtulmanın yolu…

Ne kadar normal olursanız olun, muhakkak aklınıza sürekli olumsuzluklar nüfuz ediyordur. Eğer bunları yol yakınken beyninizden uzaklaştırmazsanız, kısa sürede sizin aklınızı ve düşünme, fikir üretme yeteneğinizi köreltirler. Öncelikle yapmanız gereken olumsuzluk pompalayan düşüncelerinizi tespit etmek olmalı. Bunun için elinizde bir kalem ve kağıdı her zaman dolaştırın. Yaşadığınız sürece karşınıza pek çok olumsuz düşünce çıkabilir. Bunları hemen yazın. Mesela “korkak birisin sen” olumsuz düşüncesini bir olay karşısında hissettiysek, not edelim. Bunun üzerine gitmek için çalışmalara başlayalım.

Size olan zararlarını tespit edin önce. Bu zararların size neler kaybettirdiğini anlamanızı sağlayın. Daha sonra bu olumsuz düşüncenin bir daha beyninizde yer etmemesi adına, sürekli cesaretli, genç ve dinamik, her şeyin üstesinden gelebilen biri olduğunu kendinize bildirin. Aklınıza korkaklık yaptığınızdan dolayı kaybettiklerinizi değil, cesaretle adım atarak kazandıklarınızı getirin. İnsan genelde olumsuza meyilli hatıralarını beyninde canlandırır. Bu alışkanlığı yıkın ve eskiden ne olduğunuzu anlayın. Geleceğinizi iyi bir şekilde inşa edebilmek için beyninizi yöneterek, hayatınızı idare etmeyi öğrenin. Aksi durum, beyin, düşünce ve fikir yapınızı akamete uğratır. Bu da hayatı sizin için çekilmez kılar.

Yüklenemediğiniz sorumluluklar, sizin hayatta her zaman atıl kalmanızı sağlar. Tembelim, yapamam, bu benim yapacağım iş değil, zeki değilim, çalışkan değilim, sorunluyum, iletişim eksikliğim var… Ne güzel nerelerde eksik olduğunuzu beyniniz size söylüyor. Ama duygu yapınız kendinizi mücadeleden alı koyuyor. Oysa ki savunmaya geçmek için beyne yakıt göndermeniz lazım. Yakıt duygularınızı coşturmakla meydana gelir. Eğer duygularınız bu olumsuzlukları ajite ederek kabullenirse, beyin de artık savunma sistemini çalıştıracak yakıtı bulamaz. O zaman bu olumsuzluklara beynin karşı koyması adına, duygularınızı da terbiye etmeyi unutmayın.