Girişimcilerin kendi yoluna bakması gerekiyor!

Eğer hayatınızı işleyen sistemin çarklarına monte etmiş bir şekilde yaşamaya kendinizi adadıysanız, güzel bir işe beli sahip olabilirsiniz ama, size artı sağlayacak bir hayatın tam olarak temin edilmesi konusunda zayıf kalabilirsiniz. Çünkü deneyimleriniz ve tecrübeleriniz çerçevesinde iş kariyerinizde terfi almış olsanız da, işleyen sistemin girisimciçarklarına takılı kalmış olmanız, sürekli harcama ve lüks hayat sürmeye çalışma isteğiniz yüzünde iki yakanız bir araya gelmeyebilir. Buda sürekli birilerinin altında çalışmak durumunda kalmanıza sebep olur. Yoksa edindiğiniz mortgage gibi kredi borçlarını ödeyebilecek bir yol bulamazsınız.

Üniversite mezunları içinde durum aynı. Alternatif üretemeyen birçok kişi önlerinde sadece KPSS imtihanı ve memurluğu görürler. Çünkü sistemin kendilerine sunduklarıyla yaşamayı her zaman hedef edilmişler. Bu gibi durumlar kendinizi geliştirmek için gerekli olan zamanı ortaya çıkaramamanıza sebep olur. Kendi hayatınızın gelişmesini sağlamak için yapmanız gereken, bu işleyişin farkında olarak işleyişinizi değiştirmeniz ve monotonluğu bir kenara koymanız.

Önce kendinize yatırım yapın

Parayı nereye harcayacağınız çok önemli. Eğer ilk kazandığınız parayla, gider iPhone 6 Plus alırsanız, tüketim kültürünün ipine takılmış olursunuz. Halbuki söz konusu telefonun sizin hayatınıza katacağı faydalar çok fazla değildir. Kendi eğitiminiz için bu parayı harcayarak, daha iyi şeyler yapmak ve üreterek için eğitim programlarına katılabilirsiniz. Bu yatırım sizin kendinizi geliştirmenize ve kalitenizi arttırmanıza sebep olur.

Çalışma temponuzu değiştirin. Spor yapın ve ufuk dünyanızı açacak kitaplar okumaya başlayın. Belki edebiyatla ilgilenmeye başlayabilirsiniz. Yeni ve kendinizi geliştireceğiniz alışkanlıklar üretin. Zihin açıcı egzersizler yapın. Haftanın bir gününü sadece kendinize ayırın.

Başarısızlıktan başarı doğal gerçeği

Herkes hayatında başarılı olmak ister. Sizde eminim çok kazanmak ve başarı sağlamak için planlar yapıyorsunuzdur. Ama bunları bazı çekincelerden dolayı ortaya koyamazsınız ve her zaman plan aşamasında kalır. Halbuki içiniz de var olan başarılı olamayacağım 1605-99-300509634435097903000196-300x175duyguları sizi yolunuzdan alı koymasına izin vermemelisiniz. Gerçekten de başarısız olacak mıyım? Sorusunun cevabını gözlerinizle ve yaşantınızla anlamak istemez misiniz? Hem neden başarısız olayım ki? Sorusu da burada önemli cevaplanması gereken bir husus oluyor. o zaman bunların cevabını vermek için vehleten düşünmek yerine, planları ortaya yani hayatınıza tatbik ederek öğrenmek gerekir. Bunun sonucunda bir başarısızlık, iki başarı veya tam tersi sonuçlar alabilirsiniz. Ama deneyim ve tecrübe kazarak, bir sonraki işinizin iyi olmasını sağlarsınız.

Başaramayan ama sonra başaranlarda öğütler…

Pandora’nın kurucu şöyle der: Senelerce içgüdünüzü takip etmeyip, riski kucaklamamanın yükü, iç güdünüzü takip edip, başaramamaktan daha kötü. İşte bu sizin içerisinde olduğunuz durumu anlatan en iyi şey. O zaman ne beliyorsunuz ki, planı yapın, ortaya ve sahneye çıkın. Başaracağınıza inanın yeter!

Wikipedianın kurucusu da gençlere güzel bir öğüt veriyor. Paralarınızı daha iyi kullanmanız yönünde. Gerçektende üniversite de paralarının hav vurup, harman savuran kişiler çok. Bunlar daha sonra bir yerlerden para bularak, KPSS kurslarına gitmekten başka bir seçenek hayatlarında meydana getiremiyorlar. Halbuki wiipedianın kurucusu bakın ne diyor: Gençlik zamanlarında paranızı iyi kullanın. İr gün hayata gerçekten bir proje koymak isterseniz, sermayeniz olsun. Ayrıca paranızı size getirisi olmayan yerlerde harcamayın. Getirisi olan eğitim ve kendinizi geliştireceğiniz alanlarda harcayın.

Ama bizim gençliğin tam tersi davrandığı sizce de malumdur. Hani kafe, bar, boş tatiller gibi.

 

30 dakikanızı zeki olmak için ayırabilir misiniz?

Herkesin zekaya muhtaç olduğu bir vakitte, insanların himmete ve basirete ihtiyacı var. Ancak Türk milleti olarak pekte zekaya değer verdiğimizi söyleyemem. Eğer vermiş olsaydık, kişi başına düşüne kitap sayısı en az Japonya kadar olurdu. Türkiye’de kişi başına düşen kitap sayısı sadece 0,5. Durum içler açısı. Ancak bu makaleden sonra belki de sizde kitaplar konusunda daha cazip kar görüşe sahip olabilirsiniz. İnsanlar genelde kitap zihinokumayı istemezler. Sıkıcı ve uyku getirici olarak addederler. Bunu bizim insanımızın daha çok yapması ayrı bir vahim durumu ifade ediyor. Neden derseniz, genç ve dinamik nüfusumuz var. Ama nitelik açısından ortaya eser koyamayan bir gençliğin, barlarda ve kafelerde zaman öldüren bir geçliğin ne anlama geldiğini siz daha iyi biliyorsunuzdur.

Zeki olalım arkadaşlar…

Günde 30 dakikanızı kitap okumaya ayırın. Ancak bu işkembeyi kübradan alınmış masal veya roman kitabı tarzında değil, daha bilimsel tarzda olmalı. Tabi neyden hoşlanıyorsanız, o tür bir kitap da alabilirsiniz. Ancak burada okuma eyleminizin nasıl yapıldığına da dikkat edeceksiniz. Sadece kitaba yoğunlaşacaksınız. Akıllı telefon ve bilgisayar gibi cihazlardan uzakta, kendinizi yavaş okuyarak kelimesi kelimesine anlayacağınız şekilde kitabı yutacaksınız. Yapılan araştırmalar bu okuyuş tarzının yaşlılarda unutkanlığı azalttığını ortaya koydu. Gençlerde ise, daha zeki ve anlayışta kuvvetli bir beyne ulaşıldığını gösterdi.

Kitabı, internetten veya tabletlerinizden okumayacaksınız. Fiziksel olarak hissedeceğiniz kitabı okumanız gerekiyor. Aynı araştırmalarda internet üzerinden okuma yapmanın insanlarda dikkat dağınıklığına sebep olduğu için çok az fayda sağladığı yazıyor. İnsanlar F çizerek net üzerinde okuma yapıyorlar. Yani kelimesi kelimesi okuma diye bir durum söz konusu değil. Bu nedenle fiziksel kitap alarak, 30 dakika kelimesi kelimesine okumalısınız.

Çapalama yöntemi nedir?

Hayat kalitenizi arttırıcı birçok seminer ve kitap okuyorsunuzdur. Özellikle 1970 senesinden bu yana gelişerek insanlara daha kaliteli bir hayatın kodlarını sunan NLP sistemini duymayanınız kalmamıştır. Hayatımıza bilinç, farkındalık ve yaratıcılık sunan bu istemin bir metodu olan çapalama sistemi, yoğun stres ve mutsuzluk altında olduğunuz bir nlp-nedirzamanda kullanarak, daha mutlu bir zamana geçiş yapmayı ifade ediyor. NLP sistemleri içerisinde en çok kullananlar arasında yerini alan çapalama, daha sorunsuz bir hayatın ortaya konulması için iyi düşünme, pozitif kurgulama konusunda kendinizi eğitmenizi sağlıyor. Mesela İstanbul ilinin yoğun trafiği içerisinde evinize gitmeye çalışırken ne kadar stresli ve yorgun olduğunuzu bilirsiniz. Sinir sisteminizin beyine sürekli olumsuzluk ve öfke duygusunun kodlarını pompalaması, dünyaya olan bakış açınızın birden alt üst olmasını sağlar.

Bu gibi durumlar karşısında yapılması gereken en iyi şey, sizi mutlu eden bir anınızı hatırlayarak, o anda yer alan obje ve nesnelerden biriyle yeniden iletişim kurmanızı sağlamaktır. Mesela trafik içerisinde stresten kurtulmak için çapalama yöntemini kullanmak istediğiniz de, en son tatil serüveninizde sevdiğinizle geceleyin sahil kenarında çalan müziği yeniden araba içerisinde çalarak, sakinleşmeyi sağlamanız çapalamayla sakinleşmeyi ifade eden bir misaldir. Bunun gibi birçok örnek meydana getirmek mümkün. Bu sakinleşmenin nedeni ise, beynin güzel veya kötü addettiği olayları bilinçaltına kodlamasıdır. Yani, kalabalık karşısında ilk kez konuşacak olan birinin yaşamış olduğu bir kötü tecrübe, bilinçaltına kayıt edilir. Bu dakikadan sonra söz konusu kişi, her kalabalık ortamda kötü ve mahcup duruma düşmüş olduğu günün stres ve duygusunu istemese de yaşayacaktır. Buda olumsuz çapalama yönteminden birini ifade ediyor. Söz konusu fert, kendisinde olan durumun fakına varırsa, tedavisini de olumlu çapalama sistemiyle kendisi çözebilir.

İş kurmak isteyenlere tavsiyeler

Dünyada oldukça popüler olan girişimcilik, Türkiye’de de giderek popüler olmaya başlıyor. Üniversiteden mezun olan gençlerin yarış atı misali KPSS imtihanında da son düzlükte gerekli başarıyı gösterememeleri, kendilerini dünyanın şartlarına uygun bir şekilde imagegeliştirememeleri özel sektörde de başarısız olmalarını gerektirdiğinden, bunların vermiş olduğu bitkinlikle son bir hamle olarak donanımlı bir şekilde girişim faaliyeti sıraya konuluyor. Bu konuda söyleyecek sözü olan çoktur ve bizim de bir şeyler karalama isteğimiz bu makalenin doğmasına sebep oldu. Size bazı tavsiyeler vererek, girişime başlamadan önce azda olsa pürüzlerin ortadan kalkmasını sağlayacağız.

Fazla mükemmelci olma deneye giriş

İlk yapıla hatalardan birisi budur. Girişimin önünde belki en büyük engel. Mükemmeli yakalayarak, girişim serüvenine başlamak. Kendinizin mükemmel olmasını beklersiniz, etrafınızın ya da, belki de yaptığınız planın mükemmel olması için çalışırsınız. Ama dünya dinamik ve her gün bir şeyler değişiyor. Değişen bu dengeler içerisinde her zaman planlarınızda, kendinizde, etrafınızda bir eksiklik olacağı muhakkaktır. O zaman mükemmeli oturduğunuz yerden değil, dinamik dünyanın değişen yeniliklerinin içerisine girerek elde edeceğinizi unutmayın.

Sadece fikir yetmez

Girişimcilik sadece fikirden mürekkep değildir. Yapmanız gereken fikrin boyutunu ele almak, alternatifinin ne olduğunu anlayabilmek, insanlara ne sucağını keşif edebilmek gerekir. Sadece fikirlerinizi ortaya koyarak değil, ayrıca fikrin meydana getireceği olayları da kurgulayıp, hakim olma becerinizi geliştirmelisiniz. Bunun için sahaya çıktığınızda gelişen olanları iyi muhakeme edebilmelisiniz.

Öğrenmeye alışın

Girişimcilik öğrenilebilir mi? yöneticilik ve liderlik doğuştan mı? Bu gibi soruların felsefi taraflarıyla fazla uğraşmadan, pratikte her şeyin olabileceğine inanarak, girişimciliği ve liderliği öğrenin. Bunun için dersler alın ve kendinizi bir işletme nasıl kurulur konusunda geliştirin. Bu bilgilerin hepsi, arif olmanız için atılan bir adım olacak.

Neden kişisel gelişim kitabı okuyorsunuz?

En çok satan kitaplar arasında kişisel gelişim kitapları listenin üst sıralarında yer alıyor. Bunun sebebini hiç düşündünüz mü peki? İnsanların kitap okuma alışkanlıklarının olması çok iyi. Özellikle bunların öz güven ve yeteneği arttırıcı kitaplar olması daha güzel. kişisel-gelişimİnsanların kendileri gerçekleştirme istekleri, modern dünyanın getirdikleriyle beraber daha da arzulanan bir durum ifade ediyor. Bu nedenlerle kişisel gelişim kitaplarını daha sık okuyoruz.

Maddeler halinde neden okuyoruz?

  1. Kendimizin düşündüklerini birde başkasından duyma isteği.
  2. Cesaret elde etmek için gereken motivasyon.
  3. Tüm engelleyici durumlara, zor sorulara rağmen her zaman bir çıkar yolun ve cevabın olduğuna dair bir dünyayı okuma ihtiyacı.
  4. Cesaret verici sözlerle açıklanan yapıcı taktikler ve öneriler.
  5. Başarı hikayelerini okuyarak, kesitlerden kendi hayatımıza yarayabilecek bir şeyler ortaya çıkarma.
  6. İçimizde başarıya özlem çeken ruhun yeniden dirilmesi noktasında harekete geçirecek taktiklere, nedenlere sarılma, yöntemini öğrenme.
  7. Olumsuz olan hayatına rağmen günün birinde başarının kendin tarafından da tadılabilecek bir ulaşılmaz olmadığını anlayabilme.
  8. Hayatı daha iyi ihata ederek, kazanmak için gerekli olan teçhizatın sırrını keşfetme.
  9. Sıfırdan başlayarak, mükemmele ulaşan insanların hayat hikayelerinde ki şaşırtıcı ezgiyi öğrenme.
  10. Kendimiz olarak, daha iyisine sahip olmayı hak ettiğimize olan inancımızı besleyici ve gerçekleştirici formüllerin hayatımızın alışkanlığı haline gelmesini sağlamak.
  11. Yetenekli olduğumuzu düşünmemiz. BU yeteneklerin ziyan olmaması ve başka yerlerde heba edilmemesi noktasında doğru yere yönlendirilmesini sağlayacak bir ışık aramak, yol gösterici tavsiyeler edinmek.
  12. Az çalışıp, çok kazanmak gibi bir derdimizin olması ancak, bunun okuduğumuz kitaplarda bir bahsinin, konusunun asla yer almamış olması.
  13. Başarının sırrını daha önce keşif etmiş kişilerden dinlemek istememiz.

İmpostor sendromu nedir?

Genelde başarılı kişilerde görülen bu sendromun Türkçesi, sahtekarlık sendromu. Evet, belki de daha önce duymadığınız bu sendrom sizin hayatınıza da girmiş olabilir. Daha çok kadınlarda görülen sendrom erkeklerde de son zamanlarda yaygın olarak görülmeye başladı. Sendrom 1970 sensinde ortaya Amerikalı psikologlar tarafından atıldı. İmpostor sendromuna yakalanan kişi, kendi başarının bir şans eseri olduğu düşünür ve hayatında impostorbunun etkisini olumsuz bir şekilde yaşar. Çünkü kişi aklının ve zekasının yetersiz olduğunu düşünmeye başlar. Başarısının bir torpilden veya şanstan dolayı gerçekleştiğini, insanların bunu anladığından yüzüne tüküreceğini ve hayatının biteceğini düşür. Bu gibi düşünceler başarılarının ve yeteneklerinin birden körelmesine neden olur. Başarısızlıkların ve hayattan geri çekilmenin sebebi olur.

Daha öncelerde ünlüler üzerinde görülen impostor sendromu, iş adamları üzerinde de görülmüştür. Yüksek başarılı öğrencilerin de yakalandığı sendroma sizde bilmeden yakalanmış olabilirsiniz. Bu sendrom başarılarınızın çevrenizde kaynaklanan güçten dolayı teşekkül ettiğini size inandıran ve işe yaramayan bir kimse olduğunuzu düşündürür. Bunun ortaya çıkmasının sebebi aile içerisinde başarı baskısı arasında büyütülmedir. Çocukların sürekli mükemmel olduklarının ve her şeyi bildiklerinin kayıt edilmesi, kısa zaman sora kişide her şeyi bilmenin mümkün olmadığını ve kendisinin de bir şey bilmediğini anlamasına sebep olur. Bu ruhsal çöküntüye meyil ederek, impostorr sendromunun yaşanmasını kapısını aralar.

Nasıl üstesinden gelinir?

Üstesinden gelebilmek için öncelikle böyle bir sendrom içerisinde olduğunuzu bileniz lazım. bunun bildikten sonra çevrenizle konuşmanız gerekiyor. Yeteneklerinizi ve sizi nasıl gördüklerini sormanız gerekir. Birde başardığınız işleri incelemelisiniz. Sizin katkılarınızın ne kadar büyük ve çabalarınız sonucunda alınmış neticeler olduğunu anlamanız ve düşünmeniz gerekir. Bu şekilde çalışmalar yaptığınızda impostor sendromundan kurtarır.

 

İstediğin mekanı hemen nasıl bulabilirsin?

Kendi tarzına ve damak zevkine göre gitmek istediğin bir restoran olabilir. Ama istanbulda istediği özeliklere göre uygun bir restoran bulmak zor. Mesela multinet geçen bir restoranda gitmek isteyip, firmandan almış olduğun krediyi değerlendirmek isteyebilirsin. boğaz-manzarasıAma  bulunduğun konumda böyle bir mekanın nerede olduğunu bilmen zor. Bunun için yoldakilerden yardım istesen ve desen ki “ Abicim, mutlinet geçen restoran burada var mı?” bu sorudan sonra adamın sana muhtemelen sorusu “multinet nedir kardeş?” olabilir. Belki mutinetin ne demek olduğunu karşıdaki biliyordur ama, o şekilde bir restoranın nerede olduğunu bilmiyor olabilir. Bu nedenle dılardakilere istediğin özeliklere sahip bir restoran tarifi sorman anlamsız.

Ne yapmalı peki?

Yapman gereken interneti kullanmak. Hemen aklına Google amca geldi sanırım. Soracaksın ona, oda sana en iyi mekanları gösterecek. Tabi ki olaylar bu şekilde gerçekleşmez. Google arama mortuna istediğiniz mekanın özelliklerini yazdığınızda verimli bir cevap alamazısınız. İnternetin bir çok faydası var ama, bilgi kirliliğine neden olduğundan bazı yanlarının anlamsız olduğunu söylemen gerekir. Bu anlamda sizlere bir adres tavsiye edeceğim. Bu adres sayesinde istediğiniz özelliklerde bir mekana gidebilirsiniz. Örneğin digiturlu olan bir restorana gitmek isteyebilirsiniz. Şayet o gün maç olabilir ama aynı zamanda da yemeğe çıkarmak durumunda olduğunuz birileri de olabilir. Bu durumda, yapmanız gereken digiturklu bir restoran bulmak. Bunun için hemen restoranara.com sitesini ziyaret edin. Çevrenizde en yakı digiturku olan mekanı bulabilirsiniz.

Bunun gibi istediğiniz birçok özelikte mekanın aramsını yapabileceğiniz sistem, sizlere mükemmel bir imkan sunuyor. Hatta nereye gideceğinizi karar veremediyseniz, sistemde bulunan restoranlardan yer beğenebilirsiniz. Aramayı filtreleyerek, sadece çevrenizdeki mekanları inceleyebilirsiniz. Her şeyin bir kolayı ve yolu var artık.

Arkadaşınızın işinize yatırım yapmadan iyi düşünün!

Arkadaşınız size bir iş teklifiyle geldi ve sizden sermaye ortaya koymanızı istedi. Hayallerinize dokunacak şekilde konuşmalar yaptı. İşi anlattı, duygularınıza dokun ve sizi ikna etti. Burada idkkatli olmanız gerekir. Çünkü karşınızdaki girişimci bir ruha sahipse, duygularınızı etkilemeyi kısmen de olsa biliyordur ve sizi ikna edebilir. Ama kendi girisimcisermayenizi çöpe atmamak adına kendinize gelip, iyice tatmin olmak için sormanız gereken bazı sorular var.

  1. Arkadaşınız daha önce hiç iş kurdu mu? Eğer arkadaşınız daha önce bir iş kurup, başarı elde ettikten sonra onu sattıysa, arkasından gidebilirsiniz. Daha önce iş kurmadıysa ve ilk girişimi olacaksa, o zaman kumar oynamaya ve risk almaya çok yakınsınız demektir.
  2. Nasıl bir gelişim öngörüyor? Eğer arkadaşınız dersine iyi çalıştıysa, bu sorunuza tatmin edici cevaplar verebilir ve işin nasıl büyüyeceğini size anlatabilir. Sizin vereceğiniz paranın nasıl kullanılacağını ve nerelere gideceğini, ne gibi faydaları olacağını hemen size tatmin edici şekilde anlatabilir. Dinlerken yeni beliren soruları da arkadaşınıza yöneltmeyi unutmayın.
  3. Risk nedir? Her girişiminin bir riski vardır. En iyi girişimcilerin bile yanıldıklarını ve yanlış yaptıklarını unutmayın. Paranızı kaybetmemek için her şeyin konuşulması gerekir. Riskleri ortaya koyarak, nasıl aşılması gerektiği hususunda bir cevabın var olduğundan emin olun.
  4. Başka yatırım yapan var mı? muhtemelen arkadaşınız ya sizi çok sevdiğinden ilk teklifi size yapıyordur, ya da çevresinde yatırım yapacak başka kimse olmadığından sizin kapınızı çalmıştır. Burada duygusal değil de, rasyonel bir tavır sergilemeniz gerekir.
  5. Daha önce hiç iş yaptın mı? arkadaşınla daha önce herhangi bir alışveriş veya iş yaptın mı konusuna kendin cevap vermen gerekiyor. Arkadaşının ne kadar yetenekli ve girişimcilik işleri takip eden biri olduğunu düşünüyor musun?

E-ticaret ve sanal santral

Ülkemizde girişimciliğin en çok yaşandığı alanlardan birisi internet oluyor. Özellikle genç girişimciler, internetin sunmuş olduğu imkanları kullanmak için çalışıyorlar. Başta girişim içerisinde bulundukları alanda e-ticaret oluyor. Gelişen bir yapıya sahip olan e-ticaret pazarı içerisinde bulunmak isteyen ve bu pazardan hissesine düşen pastayı almayı uman netgsm-santral-nedirgirişimciler, rekabet konusunda da kendilerini farklı kılacak bir plana sahip olmaları gerektiğini düşünüyorlardır sanırım. Bugün Türkiye’de e-ticaret pazarı dünya ortalamasının iki katı daha fazla büyüyor ve genç girişimcileri de kendisine çekmeyi başarıyor. Ama bu pazarda genç olan birisinin başarılı olması için yapması gereken bazı şeyler var.

Kurumsallığa giden yol!

Bilgi toplumun değiştirdiği insan artık internet üzerinden alışveriş yapıyor. Ancak bunu yaparken birçok ayrıntıya da dikkat ediyor. Genç bir girişimseniz ve muhtemelen markanız henüz diğer e-ticaret siteleri kadar popüler değilse, yeni bir girişim olduğunuz müşterileriniz tarafından hemen anlaşılabilir. Bu durumda müşterinin daha köklü bir e-ticaret sitesinden alışveriş yapması muhtemel bir durum olacak. Her müşteriyi bu şekilde kaçırmanın sonucunda, e-ticaret sitenizi kapatabilirsiniz. Ama bunu yapmadan önce neden benden kimse ürün satın almıyor sorusunun cevabını aramanız gerekir.

Müşterilerinizin ne görmek istediğini henüz anlamdıysanız, e-ticarette başarılı olmanız mümkün değil. Kurumsallık ve arkada kaliteli bir ekibin varlığını müşterilerinizin hissetmesi halinde, satış yapma şansınız daha da artabilir. Peki kurumsallığa giden yolda yapılması gereken ilk şeyin ne olduğunu biliyor musunuz? Sanal santral…

Müşterilerinize e-ticaret sitelerinde sunmanız gereken bir numara olmalı. Siparişler hakkında şikayet, öneri ve istekler hakkında müşterilerinizle ilişki kuracağınız bir hata sahip olmalısınız. Ama ilk girişiminiz için müşteri temsilcileri birimi oluşturmanın ne kadar zorlu ve maliyetli bir iş olduğunu hepimiz biliyoruz. Ancak sanal santral sayesinde, müşteri birimine yatıracağınız yatırımın getirisine daha cüzi fiyatlarla almanın avantajına sahip olabilirsiniz. Kurumsal bir görünüm kazandıran 0850’li hatla beraber kendi santralinize sahip olmanın birçok avantajı var. Girişiminizi istediğiniz yerden yönetmenin keyfini yaşayabileceğiniz gibi, iletişim maliyetlerinizi daha aza indirerek tasarruf sağlamış olursunuz.

Teknik bir kurulum yok

Sanal santrale hiçbir teknik ekibe veya kuruluma ihtiyaç duymadan sahip olabiliyorsunuz. Kendi telefon numaranıza yönlendirebileceğiniz 0850’li numara kurumsal kimliğinize güç katacaktır. Ancak uzun zamandır kullandığınız bir numara varsa, 0850’li numara almadan onu sanal sanal santrale taşıyabilirsiniz. Sabit telefon ücretlerinden sizi kurtaran sanal santral, iletişim maliyetlerinizi azaltacak bir durumu ifade ediyor.

İstediğiniz departmanı bağlayın!

Eğer e-ticaret girişiminiz gelişmeye başladıysa ve farklı departmanlara sahipseniz, her departman için ayrı bir numara almanın ne kadar maliyet ve külfet olduğunu düşünüyorsunuzdur. Müşterilerinizin kargo ile ilgili sorunlarına başka numara, istek, öneri ve şikayetlerine de başka bir numara vermeniz ne kadar yanlış bir durum olurdu. Bunları sanal santral ile ortadan kaldırabilir, istediğiniz kadar departman ekleyerek, müşterilerinizi ihtiyaç duyulan birime tek bir numaradan bağlayabilirsiniz.

 

 

Girişimciler nasıl iş bağlar?

Herkes bir işletme sahibi olmayı ister. Ticaret yaparak, hizmet vererek kendi işini yapmak ve üretmek ister. Ancak bu hayalin duraklamasına sebep olan bazı durumlar söz konusu olur. Bunların başında nasıl iş satacağım? Müşteri nasıl ve nereden kazanacağım? gibi d996caa9f7b25c2sorular yer alır. Her şey biranda kararır ve heyecanınız, aşkınız bir anda sönmeye başlar. Bu durum sizlere başkalarının altında çalışmaya iter. Hayallerinizi her zaman ertelersiniz.

Ama girişimciler bunu aşarak işletme kurma gücüne ve ruhuna sahip olurlar. Bu bakımdan kendilerinin nasıl müşteri kazandıklarına dair bazı tüyoları sizlere vermek istiyorum. Bunlara dikkat eder ve kendi yorumunuzla hayatınızın bir parçası haline getirirseniz, emin olun sizde sağlam müşteriler kazanabilirsiniz.

Seçici olun

Müşteri bulduk da bir müşteri mi seçelim demeyin. Eğer size gelen iki müşteriden hangisinin firmanız için daha önemli olduğunu fark edemezseniz, çok iş kaybedersiniz. Çünkü bazı müşteriler hizmetinizden çok büyük işler beklerler. Her sorunu sizden bilirler. Başarısızlıklarını sizden aldıkları hizmete yüklerler. Buda olumsuz yorum ve bildirim almanıza sebep olur. Motivasyonuz düşmeye başlar.

İlişkiye odaklanın

Firmanızın iş bölümü konusunda ne kadar profesyonel olduğunu müşterilerinize benimsetmek durumundasınız. Bu durum arkada birbirini destekleye iyi bir ekibin olduğu kanısını müşterilerde meydana getirir. Bundan yararlanmanızı öneririm.

Teknolojik olun

Eğer otomatik yapılacak olan işleri manüel olarak yapmaya çalışıyorsanız, iş sürecinizde aksamalar ve yanlışlıklar meydana gelebilir. Bunları yaşamamak adına yapmanız gereken, teknolojiye odaklanmak. Google sunmuş olduğu online araçları kullanmak, email marketing çalışmaları yapmak gibi.

Samimi olmalısınız

Müşterilerinizi iyi dinleyin. Neye ihtiyaçları oldukları noktasını anladıktan sonra, onları mutlu edecek açıklamalar yapın. Bildiğinizi ve konuya vakıf olduğunuzu gösterin. Tavsiyelerde bulunun. Güven ortamı yaratın.

 

Ali Fuat Başgil’den tavsiyeler!

Hayatı büyük bir deryayı ihya edecek kadar ilimle muttasıf olan Ali Fuat Başgil’in gençlere yapmış olduğu tavsiyeleri sizin için derledim. Bu tavsiyeler, başarılı ve çalışkan olmak için yolunuzu aydınlatacak kandil niteliğinde. Tavsiyeleri tutarsanız ve hayatınızın bir alışkanlığı haline getirirseniz, bir Başgil’de siz olabilirsiniz.indir

Tavsiyeler…

Çalışmak için doğru zamanı arama: Çalışmak için doğru zamanı beklemek, o zamanın hiç gelmeyeceğini anlamamak demektir. Her zamanı çalışmak için uygun bilmeliyiz. Tam tersi bir durum söz konusu olursa, bilin ki o vakit asla gelmeyecek, sizlerde asla üretken olamayacaksınız.

Çalışmak için müsait bir konum arama:  Çalışmanın hem yeri hem de zamanı yoktur. Her yerde ilimin peşinden koşulabilir. Bunun için nerede ne şekilde olursan ol, çalışmak için bahaneler üret. Çalışmamak için değil.

İşleri erteleme hastalığından kurtul: Bir işi vaktinde yapmaya azim etmek gerekir. Eğer bugün yapacaklarımızı tembelliğe vurarak yarına aksatırsak, emin olun ki iş yükümüz artacaktır. Her günün iş yükü farklıdır. Bu nedenle gün içerisinde yapmanız gereken işleri asla yarına ertelemeyin. Yarın yaparız diyenlerin helak olduğunu asla unutmayın.

Bir vakte bir iş sığdır: Bulunduğun vakit içerisinde sadece bir işle uğraş. Bu şekilde gücün ve kuvvetin tek bir iş üzerinde yoğunlaşır ve işten daha çok verim alabilirsin. Ama bir vakte birden fazla işi sığdırmaya kalkarsan, zayıf düşersin. İşler de doğru ve sağlam olmaz.

Bir işe başladın mı onu bitir: Bir işe başladığında o işin bitmesini sağlayacaksın. Başka işlere geçmeyeceksin. O işi yarım bırakman yükünün artmasına, motivasyonunun zedelenmesine sebep olur.

İşlerini projelendir: Bir işe başlayacağın zaman aklında bu işin projelendir. Nasıl yapman gerektiğini düşün. Nasıl başlaman ve bitirmen gerektiğini belirle. Elinde olanların işi bitirmek için yeterli olup, olmadığını anla.

Başarılı girişimcilerden öğrenilmesi gerekenler

Başarılı bir girişimci olma yolunda yapmanız gerekenlerin ne olduğu başarılı girişimcilerin hayatına bakarak öğrenebilirsiniz. Herkesin test etmiş olduğu yoldan giderek, başarıya kendi imzanızı atanız çok kolay. Nelerin başarılı olmak için yapılacağını bilirken, kucuk-ve-orta-buyuklukteki-girisim-istatistikleri-4027697_1777_ooturduğunuz yerde hayıflanmak ve başarısızlığı çekmek doğru bir durum olarak nitelenmez. Peki başarmak için neler yapmamız gerekiyor?

  1. Erken kalkmayı hayatınızın bir prensibi haline getirmeniz gerekir. Saat 9 veya 8’de kalkınız demiyorum. Sabahın 5’inde ayakta olabiliyor ve çalışabiliyorsanız, mükemmel bir şekilde üretken olabilirsiniz. Akşam geç yatmayı bırakarak, sabahın erken saatlerinde dinç bir şekilde çalışma içerisinde olmak mükemmel bir üretkenlik sağlayacaktır. Bu anlamda ilk yapmanız gereken şeyin erken kalkmaya alışmak olduğunu unutmayın.
  2. Hayatınızda vermiş olduğunuz en ufak sözleri de yerine getirmeniz, kendinize güvenmeniz açısından önemli bir durum ifade eder. Kendi kendinize verdiğiniz sözlerden başkalarına vermiş olduğunuz ufak sözlere kadar hepsini yerine getirmeye çalışın. Bugün gitmek istediğiniz bir yer olduysa, kesinlikle gidin ve kendinize verdiğiniz sözü yerine getirmenin farkını hissedin. Vermiş olduğunuz ufak sözlerin tutulması, iradenizin de gelişmesini ve sağlamlaşmasını sağlar.
  3. Nasıl konuşulması gerektiğini öğrenmek de başarıyı getiren bir şeydir. Duygulara hitap edebiliyor ve karşınızdakini etkileyebiliyorsanız, doğru olanı yapmışsınız demektir. Ancak monoton ve boş konuşmalar meydana getiriyorsanız, yanlış bir yol üzeresiniz demektir. konuşmanızı geliştirmek için siyasilerin nutuklarını dinlemenizi, okumanızı öneririm. Şiirlerle aranızın iyi olması da, başarılı bir konuşma ortaya koymanızı sağlar.
  4. Başarısızlıklar karşısında yılmamak, utanmamak en büyük silahlarınızdan birisi durumunda olacak. Her başarısızlığın ardında yatandan ders almanız ve bir sonraki adımı daha sağlam ve kaliteli atmanız için başarısızlığınızdan yararlanın.
  5. Liderlik yapmayı bilin. Ama asla patron olmayın. İkisi arasında farkı öğrenmenizi tavsiye ederim.

 

Yükselen burçlar meselesi nedir?

Burçlara ne kadar rağbet ettiğinizi bilmiyorum ama, aranızı fazla açmayın bence. Her ne kadar birilerinin uydurma açıklamaları olarak lanse etseniz de, işin aslını farklı değerlendirirseniz, burçların yorumlarının da faydası olduğunu görürsünüz. Bir nevi kişisel gelişim tüyoları olarak nitelendire bileceğiniz açıklamalar sayesinde, hayatınızın nasıl indirşekillenmesi ve kendinizi tanımanız babında öğretileri, şiar edinebilirsiniz. Uzun kişisel gelişim kitaplarını veya makalelerini okumak istemiyorsanız, en iyi şeyin burç yorumlarını okumak olduğunu anlamanız gerekir.

Bugün burçlarının özelliklerine bakarak, nedir bu uydurmalar diye yakınanları varlığından haberdarım. Yani bir hayatlarına bakıyorlar, birde burçlarının özelliklerine bakıyorlar. Ama arada çok fark olunca, burç özeliklerin uydurma bir masaldan ibaret olduğu kanısına varıyorlar. Bu duruma sebep olan mesele, yükselen burçlar dalgasının birçok kişi tarafından bilinmemesi. Burçlar konusunda okuduklarınızdan ibaret kalan birkaç makale dışında, derinlemesine bir analiz gereğini duymamış olmanız, burçların özelikleriyle, sizin hayatınız arasındaki uçurumun nedenine inememenize sebep olur.

Bu duruma sebep olan konu, yükselen burçlar meselesinin astroloji uzmanlarınca kabul görmesidir. Yani insanların doğumuyla belli olan burçları, kişinin yaşamıyla bazen uyuşmaz. Bunun sebebi, kişinin karakteri üzerinde çok farklı tesirlerin söz konusu olmasıdır. Bu tesirler bazen doğumunda yengeç olan kişinin karakteristik özelliklerinin koça benzemesiyle tamamen tezat bir ifade bulur. Eğer bu duruma dikkat ederek, burçlar haritasında durumunuzu daha iyi analiz edebilir, sahip olduğunuz asıl burcunuza paralel bir karakter özelikleri taşımadığınızı, yükselen burcunuzun haritada ne olduğuna bakarak, görebilirisiniz. Hayatınızı daha iyi yaşamanız için burçların sizlere söyleyecekleri bir takım şeyler olabilir. Kulak vermeniz durumunda, her şey dünden daha farklı ve kaliteli olabilir. Buna inanmanız ve değişikliğe karşı cesaretli olmanız yeter.

 

 

 

Ev almadan önce biraz düşünün!

Herkesin en büyük hayallerinden birisi ev sahibi olmak. Bu hayalinize kavuşabilmek için yıllar boyunca çalışmak durumunda kalacağınızı asla düşünmeyin. Düşük faizli konut kredisi alarak, hayallerinize daha çabuk ulaşabilir, paranızı iyi bir yere yatırım yapabilirsiniz. Ancak ev almadan önce düşünmeniz gereken bazı noktalar var. Bu noktalar ev alıp, almamanız konusunda sizlere yol gösterici bir niteliği ifade ediyorlar.ev-almak-isteyene-kidem-tazminati-odenecek

Dikkat edeceklerimiz…

  1. Ev almaya hemen karar vermemeniz lazım. Dikkat etmeniz gereken nokta, bulunduğunuz şehirde her zaman yaşayıp, yaşamayacağınızı tespit etmeniz. Eğer memursanız tayininizin çıma ihtimali var. Bunun gibi kendi durumunuzu  kontrol edip, değerlendirmeniz lazım.
  2. Evi satın alacağınız bölgeye dikkat etmeniz gerekir. Yani gelişen bir nokta mı? Kentsel dönüşüm durumu nedir? Bu gibi noktalara dikkat etmeniz gerekir. Yeni gelişen noktalardan ev almak, kazançlı ve karlı çıkmanızı sağlar.
  3. Ev alayım ve sonra hemen satayım gibi bir düşünce içerisinde kesinlikle olmayın. Bunun sebebi, alacağınız evin hemen kar getirecek bir fiyattan satılmasının mümkün olmaması. Gayrimenkul yatırımcısı olmaya karar vermediyseniz, bu durum iyi bir şey değildir.
  4. Bölgenizde kiraların fiyatlarını değerlendirin. Bazen ev satın almakta daha iyi sonuçlar verebilir kirada durmak…
  5. Rayiç bedelini hesaplamadan ev satın alma kararınızı vermeyin. Rayiç bedelinin çok üzerinde olan bir evin satın alınması ekonomik bakımdan doğru olmayacaktır. Bunu hesaplamak için fiyat/kira ortalamasını baz almak gerekiyor. Bu ortalama genelde 17’dir. Bu durumda bir evin rayiç bedelini hesaplamak için yapılması gereken hesap şu şekilde: Evin kirasını 1000 lira baz alırsak. 12*17*1000=204.000 rayiç bedelimiz oluyor. Evin satılık fiyatı rayiç bedelinin altındaysa, o zaman ekonomik bir alışveriş yapmış olacaksınız. Ama çok üzerinde rakamlar bütçenize uygun olmayacaktır.